Filistin
Filistin peygamberler diyarıdır; Mescid-i Aksa ilk kıble, Kudüs ise İslam’ın en kutsal üç beldesinden biridir.
Filistin; peygamberlerden Hazreti İbrahim, İshak ve Yakup’un bir dönem yaşadığı, vefat edip defnedildiği, onu fetheden Hazreti Davud’un ve oğlu Hazreti Süleyman’ın hükümdarlık yaptığı, Hazreti Zekeriya ve Yahya’nın risalet vazifelerini yerine getirip Yahudiler tarafından şehit edildiği, aynı şekilde orada yaşayıp peygamberlik görevini yapan Hazreti İsa’nın ise yine Yahudiler ve Romalılar tarafından şehit edilmek istenirken rabbimiz tarafından göğe kaldırıldığı yerdir. Yani Filistin peygamberler diyarıdır.
Efendimiz Hazreti Muhammed’in ﷺ büyük dedesi Haşim’in vefat edip defnedildiği, efendimiz ﷺ ve ashabının namazlarını kılarken yıllarca kıble olarak yöneldiği, efendimizin vahyin 10. yılında İsra ve Mirac mucizesinde rabbimiz tarafından bir gece Mekke’den getirilip oradan göğe yükseltildiği kutsal beldedir. Rabbimiz ve resulü ﷺ Mescid-i Aksa ve çevresinin (Kudüs’ün ve Filistin’in) kutsal kılındığını bizlere bildirmiş, onu her zaman övüp yüceltmişlerdir.
سُبْحَانَ الَّذ۪ٓي اَسْرٰى بِعَبْدِه۪ لَيْلًا مِنَ الْمَسْجِدِ الْحَرَامِ اِلَى الْمَسْجِدِ الْاَقْصَا الَّذ۪ي بَارَكْنَا حَوْلَهُ لِنُرِيَهُ مِنْ اٰيَاتِنَاۜ اِنَّهُ هُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ
“Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir.” (İsrâ 1)
وَنَجَّيْنَاهُ وَلُوطًا اِلَى الْاَرْضِ الَّت۪ي بَارَكْنَا ف۪يهَا لِلْعَالَم۪ينَ
“Onu da (İbrahim) Lut’u da âlemler için mübarek kıldığımız yere (ulaştırıp) kurtardık.” (Enbiyâ 71)
Sahabenin büyüklerinden Zeyd b. Hârise, Ca‘fer b. Ebû Tâlib ve Abdullah b. Revâha, Lut Gölü’nün güneyinde, Kudüs’e 50 km mesafedeki Mute mevkiinde Bizanslılarla yapılan savaşta şehid olup burada defnedilmişlerdir. Ayrıca Ebû Ubeyde b. Cerrâh, Amr b. Saîd b. el-Âs, Üsâme b. Zeyd, Muâz b. Cebel, Ubâde b. Sâmit, Dihye b. Halîfe el-Kelbî, Ebân b. Saîd b. el-Âs, Kâ‘b b. Umeyr el-Gıfârî, Hâris b. Nu‘mân, Abdullah b. Sehl, İkrime b. Ebû Cehil, Ayyâş b. Ebû Rebîa, Amr b. Tufeyl, Nuaym b. Abdullah, Fazl b. Abbas, Abdullah b. Tufeyl, Süheyl b. Amr, Şürahbîl b. Hasene Filistin’de kısa ya da uzun süre bulunduktan sonra orada vefat edip defnedilen diğer sahabelerden bazılarıdır. Sahabeleri gören bir sonraki nesilden (Tabiinden) de Ravh b. Zinbâ, İbn Âmir el-Yahsubî, Recâ b. Hayve el-Kindî, Hânî b. Mektûm, Cünâde b. Kebîr ed-Devsî ve diğer birçokları burada yatmaktadır.
Filistin ayrıca, İslam ümmeti için her zaman önemli bir ilim merkezi olmuştur. En büyük âlimlerden bazıları Filistinlidir. Örneğin büyük mezhep imamlarından İmam Şafii Gazze’de doğmuştur. Büyük âlim İbn Hacer Askalani ise Yahudilerin bugün Aşkelon dedikleri ve Gazze’nin kuzeyinde yer alan Askalan şehrindendir. Kütüb-i Sitte müelliflerinden büyük hadis âlimi İmam Nesai de Filistin’deki Remle’de vefat edip Kudüs’te defnedilmiştir.
Ken’anlı, İsrailoğlu, Asur, Babil, Roma, Sasani, Avrupa Haçlı, modern emperyalist ve siyonist istilacılarının aksine Allah’ın gönderdiği peygamberlerin yönetimindeki dönemlerde ve ümmet-i Muhammed’in ﷺ idaresindeki 12 yüzyıl boyunca burada her dinden insan maddi ve manevi refah içinde yaşamışlardır.
Filistin bundan 14 asır önce Hz. Ömer döneminde fethedilip burada — tıpkı önceki peygamber dönemlerinde olduğu gibi — İslam hâkim olduğunda hiç kimseye zulmedilmedi. Hiçbir gayrimüslim katledilmedi, sürgün edilmedi, dinini değiştirmeye zorlanmadı. Ancak Filistinlilerin büyük kısmı kendi istekleriyle İslam’ı kabul ettiler. Onlara dışarıdan gelip Filistin’e yerleşen Müslümanlar da katıldı. Müslüman olmayan azınlıklar da bu topraklarda yaşamaya devam ettiler.
Böylece Filistin bir İslam vatanı olarak, Mekke ve Medine ile birlikte İslam’ın en kutsal üç beldesinden biri olarak var oldu; var olmaya da devam edecek.
Ebû Hureyre’den (ra) aktarıldığına göre Peygamber ﷺ şöyle buyurmuştur: “(İbadet için) şu üç mescidden başkasına yolculuk edilmez: Mescid-i Haram, Mescid-i Resûl (Mescid-i Nebevî) ve Mescid-i Aksâ.” (Buhârî, Fadlu’s-Salâti fî Mescidi Mekke ve’l-Medine 1, No: 1189)
Peygamber’in ﷺ azatlısı Meymûne (ra): “Ya Resûlallah! Beytü’l-Makdis’e gidip gitmeme hakkında bize ne buyurursunuz?” dedi. Allah Resûlü: “Gidin ve orada namaz kılın!” diye cevap verdi. Fakat o zaman orada (Bizans ile Persler arasında) savaş vardı ve bunu dikkate alan Peygamber ﷺ şöyle buyurdu: “Şayet oraya gidemez ve orada namaz kılmazsanız, oranın kandillerini aydınlatacak yağ gönderin!” (Ebû Dâvûd, Salât, 14)
Abdullah b. Amr (ra), Hz. Peygamber’den ﷺ şöyle rivayet etmiştir: Davud’un (as) oğlu Süleyman (as), Beytü’l-Makdis’in binasını bitirince Allah Teâlâ’dan üç dilekte bulundu: ilahî hükme uygun bir hüküm verme kudreti; kendisinden sonra hiç kimseye nasip olmayacak bir mülk ve saltanat; namaz kılmak için Mescid-i Aksa’ya gelen kimsenin annesinden doğduğu gün gibi günahlarından arınması.
Peygamber ﷺ buyurdu ki: “Süleyman’ın (as) dilediği ilk iki şey kendisine verilmiştir. Üçüncü dileğinin de kendisine verilmiş olmasını umarım.” (İbn Mâce, İkâmetü’s-Salât, 5/196, 1408. hadis)