Ortadoğu Denkleminde Filistin Sorunu 14 Mayıs 2025, 07:52
Öz
Filistin Sorunu, dünyadaki en eski dinî ve etnik
çatışmalardan birisini teşkil etmektedir. Sorunun temelinde
İsrail’in uygulamaya koyduğu işgalci ve ırkçı politikalar
yatmaktadır. Sorununun çözümüne yönelik olarak çeşitli
devletler ve uluslararası kuruluşlar tarafından girişimlerde
bulunulmuşsa da, bu sorun günümüzde de varlığını devam
ettirmektedir.
Tanıtımı yapılacak olan eserde, Siyonist İsrail’in Filistin’i
işgali ve İsrail’in devletleşme süreci, Filistin-İsrail çatışması
ve bu çatışmanın tarihî arka planı, Filistin Sorunu’nun
kökenleri vb gibi konular objektif, akademik bir
perspektiften ele alınmıştır.
Anahtar Kelimeler: Filistin Sorunu, Ortadoğu, İsrail,
Siyonizm.
Abstract
Palestinian Issue is one of the oldest religious and ethnic conflicts in the world. Israel’s invasive and racist policies
are the fundamentals of the issue. The issue continues although attempts have been made by some states and
international organizations to find a solution.
In the work to be introduced, topics such as the occupation of Palestine by Zionist Israel, the process of How Israel
become a State, the Palestinian-Israeli conflict and its historical background, and origins of the Palestinian Issue
were discussed with an objective and academic perspective.
Keywords: Palestinian Issue, Middle East, Israel, Zionism.
Şüphesiz ki, “Filistin Sorunu”, Ortadoğu’daki ve belki de tüm İslam dünyasındaki en temel
sorundur. Bu sorun çözülmediği sürece -ki sorunun temelini İsrail’in ırkçı, siyonist, işgalci politikaları
oluşturmaktadır- Ortadoğu coğrafyasının huzura kavuşmasını beklemek mümkün değildir. Siyonist
devlet İsrail ile başta ABD olmak üzere onun destekçisi olan emperyalist aktörlerin bugün Filistin
Sorununu çözümsüzlüğe terk etmiş olmaları, aynı zamanda Ortadoğu coğrafyasındaki ve daha genel
olarak İslam dünyasındaki emperyalist kıskacın henüz yeterince kırılamamış olmasının da başta gelen
delilidir.
Filistin Sorunu hakkında birçok akademik çalışma yapılmıştır. Kayda değer akademik
çalışmalardan biri de Sayın Mustafa Oral’a ait olan tanıtımını yapacağımız çalışmadır.
Söz konusu eser, zengin bir akademik literatür kullanılarak hazırlanmış olup alanında önemli
bilgiler içermekte, , okuyucusunun Filistin Sorununun tarihî arka planı konusunda doğru bir bilgiye
ulaşmasını sağlamaktadır. Sayın Yazar, eserinde güncel ve akıcı bir dil kullanmaya özen göstermiştir.
Bu hususta gösterilen hassasiyet, eserin okuyucu tarafından kolaylıkla anlaşılmasını sağlamaktadır.
Kitap, önsöz ve XXI (21) konu başlığından oluşmakla birlikte biz yazımızın uzamaması için konumuzla
doğrudan ilgili olan konu başlıkları üzerinden tanıtımı yapacağız. Önsözde; çalışmanın önemi, amacı ve
eserin yazılma gerekçesi üzerinde durulmuştur.
I. “Ortadoğu, Filistin ve Türkiye” başlığı altında; Ortadoğu kavramının ortaya çıkışının tarihî arka planı, bu
kavramda coğrafî olmaktan ziyade, genelde siyasî, toplumsal ve kültürel unsurların etkili olduğu; ağırlıklı olarak
Arapça, Farsça ve Türkçenin konuşulduğu coğrafya için kullanıldığı, ABD’nin “Büyük Ortadoğu”, “Genişletilmiş
Büyük Ortadoğu”, “Yeni Ortadoğu” şeklinde genişlettiği, Filistin’in Ortadoğu’daki yeri, Türkiye’nin, tarihî, fikri
ve kültürel olarak bir Ortadoğu ülkesi olduğuna dair konular tek tek ele alınıp değerlendirilmiştir.
II. “ABD’nin Ortadoğu Politikası” başlığı altında Amerika’nı Ortadoğu politikasının tarihî arka
planı, bu politikada Amerikan misyonerlerinin ve tüccarların oynadığı roller, yine ABD’nin Ortadoğu
ile ilgilenmesinde zengin petrol yataklarının varlığı, Birinci Dünya Savaşı sonrasında Amerika’nın
Ortadoğu’da artan ağırlığı, artan bu ağırlığın İkinci Dünya Savaşında daha da belirginleşmesi, bu
politikada 14-21 Şubat 1951’de İstanbul’da yapılan “Ortadoğu Misyonunun Öncelikleri” (Middle East
Chiefs of Mission) adlı çok gizli konferansın rolü, ABD Devlet Başkanı Harry Tuman’ın (1884-1972)
Ortadoğu politikası, ABD’nin günümüzdeki Ortadoğu politikasında etnik grupları nasıl kullandığı,
Büyük Ortadoğu Projesi (BOP), Ortadoğu’da Amerika-İsrail ittifakı gibi konular incelenmiştir.
IV. “Batılıların Ortadoğu’ya Girmeleri” başlığını taşımakta olup Napolyon’un Mısır’ı işgali
(1798), Batılıların o zaman için Ortadoğu’nun önemli bir kısmına sahip olan “Hasta Adam” Osmanlı
Devletini paylaşma planları ve bu bağlamda Şark Meselesi/Doğu Sorunu’nu devreye sokmaları, Fransa,
soruna kendi bölgedeki etkisini sağlamlaştırmak adına Katolikleri temsil edecek bir statüde katılıyordu.
Kutsal Yerler Sorunu bağlamında Rusların, Kudüs’teki Ortodoksları, Fransızların ise Kudüs’teki
Katolikleri himaye politikaları, Batılı Devletlerin Rusya’yı Ortadoğu’dan uzak tutma mücadeleleri
özellikle XIX ve XX. Yüzyılın başında ayrı bir çalışma konusu ve kitap olabilecek genişliktedir. Arşiv
Belgeleri ışığında yapılacak bir çalışmanın öncüllerini bu bölümde görmek mümkündür.
V. “Ortadoğu’nun Paylaşımı Meselesi” başlığını taşımakta olup bu kısımda Ortadoğu bölgesinin
bugünkü siyasal coğrafyası İngiltere ile Fransa ve ABD’nin politikalarıyla çizildiği belirtilmiş, bu
politikalarda İngiliz Yüzbaşı Sir Mark Sykes’ın başkanlığındaki De Bunsen Komitesi’nin oynadığı rol
ele alınmıştır. Birleşik Krallık'ın Ortadoğu politikaları, bu komitenin yazdığı raporlarla
şekillendirilmiştir.
De Bunsen Komitesi, Fransa'nın bölgedeki girişimlerine karşı, savaş sonrasında, Ortadoğu’daki
İngiliz çıkarlarını korumak ve İngiliz hükümetinin emellerini gerçekleştirecek hedefleri ve programı
ortaya koymak üzere kurulmuştu. Osmanlı Devleti’nin paylaşılması konusunda Rusya, Fransa ve İtalya
Journal of Ottoman Civilization Studies
VOL. 6, NO. 10 (2020), 115 – 119 M. Deri
www.osmanli-medeniyeti.com 117
ile yapılan pazarlık ve görüşmelerde, İngiliz İmparatorluğu'nun talep ve iddiaları bu komitenin
raporlarıyla şekillendirilmekteydi.
De Bunsen Komitesi, Osmanlı Devleti sınırları içerisinde 5 büyük özerk vilayet meydana
getirilmesini öngörüyordu: 1-Suriye, 2-Filistin, 3-Ermenistan, 4-Anadolu, 5-Cezayir-i Irak
(Mezopotamya’nın kuzeyi ile güneyi). Komiteye göre İngiliz kontrolü, Akdeniz’den Basra körfezine
kadar geniş bir bölgeyi kapsayacaktır.
Yine aynı bölümde Thomas Edward Lawrence’ın, o zaman için Osmanlı’ya bağlı olan Şerif
Hüseyin ve oğulları Faysal ve Abdullah’ı Osmanlı Devleti’ne karşı nasıl ayaklandırdığı konusu ele
alınmaktadır.
VII. “Balfour Deklarasyonu ve Filistin” başlığı kısmında; 1917’de İngiliz ordularının işgaline
uğrayan Filistin toprakları bu tarihten itibaren General Allenby’ın yönetimindeki askerî yönetimin eline
geçmiştir. 1916’da Başbakan olan Lloyd George ve aynı kabinede Dışişleri Bakanı olan Arthur Balfour
(ö.1930), Siyonist talepleri dikkate almış, kendi adıyla anılan Balfour Deklarasyonunu ilan etmiştir.
Balfour Deklarasyonu (1917), Arthur Balfour'un girişimiyle başlatılan ve neticede Filistin'de Yahudiİsrail Devletinin kurulması ile neticelenen girişimdir.
İngiltere’nin Siyonistlere verdiği destek Balfour’un, Siyonist hareketin önemli isimlerinden
Britanya Yahudi Toplumu başkanı Baron Rothschild’e 2 Kasım 1917’de yazdığı mektupla açığa
çıkmıştır. İlk defa uluslararası büyük bir güç, Siyonist projeye siyasî destek vereceğini açıkça ilan
etmiştir. Yalnızca İngiltere değil İtilaf Devletleri’nin tamamı Balfour Deklarasyonu üzerinde
anlaşmıştır.
VIII. “Filistin’de İngiliz Yönetimi” başlığı kısmında, Birinci Dünya Savaşı sırasında Filistin
Cephesinde Osmanlı Devleti’nin mağlup olmasıyla Kudüs İngilizler tarafından işgal edilmiş, General
E. H. H. Allenby (ö. 1936) komutasındaki İngiliz birlikleri 9 Aralık 1917’de Kudüs’e girmiştir.
Kudüs, 9 Aralık 1917’de işgal edilince, önce İngiliz askerî yönetimi altına, sonra da manda
yönetimi altına alınmıştır. Özellikle manda dönemi, İngilizlerin Filistin’de Yahudi yerleşimini ve
devletleşmeye gidişlerini kolaylaştırmaya hız verdiği, Siyonist hareketin Filistin’e kesin ve hâkim bir
şekilde yerleşim planları yaptığı, Arapların ise Filistin’de Yahudilerin hızlı artışına karşı koymak için
uğraşı verdikleri bir dönemdir. Otuz yılı aşkın bir süre yönetimi elinde tutan İngiltere, önce işgal kuvveti
daha sonra da manda yöneticisi olarak bulunduğu Filistin’de hep Yahudilerden taraf olmuş, onları
koruyup kollamıştır.
Netice olarak bu kısımda İngilizlerin, Yahudilere Kudüs’te devletleşme süreci ile ilgili yaptığı
yardımlar ele alınmıştır.
XI. “Filistin Sorunun Kökenleri” başlığı kısmında Yahudilerin Kudüs’ü kutsal bir şehir (anavatan)
olarak gördükleri, Yahudilerin uzun yüzyıllar Müslümanların idaresinde huzur ve barış içerisinde
yaşadıkları ele alınmış; 9 Aralık 1917’de İngiliz Ordusu Kudüs’ü işgal etmiş, Filistin’i denetim altına
almıştır. Ortadoğu ve Filistin’e yönelik İngiliz politikasının sonucunda ortaya çıkan Balfour
Deklarasyonu, Birinci Dünya Savaşı’nın sonucunda yapılan barış müzakerelerinin temel metinlerinden
biri olmuştur. Yahudi yanlısı çalışmaları sonucunda İngiltere, Siyonist Yahudilerin Filistin’de bir
Yahudi Yurdu kurmak yolunda, bir numaralı hamisi durumuna gelmiştir.
Bu çalışmalar sonucunda Milletler Cemiyeti, 24 Temmuz 1922’de Filistin’i İngiltere’nin idarî
vekâletine (manda) devretti ve böylece Yahudi Yurdu kurulmaya başlanmıştır. Bir anlamda Filistin
Sorununun temelleri işgalci emperyalist İngiltere eliyle atılmıştır.
XII. “Mesihsiz Siyonizmin Öncüleri” başlığı kısmında Siyonizmin ne olduğu, Mesihsiz
Siyonizm/Siyasal Siyonizmin ise ırkçı Yahudi milliyetçiliğinden nasıl beslendiği, Haham Zevi Hirsch
Journal of Ottoman Civilization Studies
VOL. 6, NO. 10 (2020), 115 – 119 M. Deri
www.osmanli-medeniyeti.com 118
Kalischer, Haham Judah Atkalay, Dr. Leo Pinsker, İngiliz Yazar George Eliot, Moises Hess, Ahad
Ha’am, Theodor Herzl gibi kimselerin Mesihsiz Siyonizmin oluşumundaki rolleri ve katkıları ele alınıp
incelenmiştir.
XVI. “Filistin Sorununda Taraflar” başlığı kısmında; bu sorunun temelinde ve bugün içinden
çıkılmaz bir duruma gelmesinde Yahudi İsrail Devleti’nin uyguladığı ırkçı, işgalci, siyonist politikaların
etkili olması; siyasal ve fanatik Siyonizmin bu sorunu tetiklemesi, Filistin’in esas sahibi olan Filistin
Araplarının haklarının tamamen göz ardı edilmesi, sorunun temelinde Filistin’e yerleştirilen Yahudi
göçmenlerin kendilerini önce toprağın, sonra da yerli halkın (Filistinli Araplarının) efendisi görmeye
başlaması gibi konulara değinilmiştir.
XVIII. “Filistin’in Taksim Edilmesi” başlığı kısmında; ABD’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında
Araplardan yana tavır takınması, ABD Devlet Başkanı Harry S. Truman’ın (ö. 1972) Yahudi
yanlısı/destekçisi politika izlemesi,1 yine Truman’ın Yahudilerin Filistin’e göçüne yönelik politikalar
belirlemesi, Filistin’e sürekli artan Yahudi göçünden Arap Dünyasının (Mısır, Irak, Lübnan, Suudi
Arabistan ve Suriye) rahatsız olması ve bu konuyu 28 Nisan 1947’de Birleşmiş Milletler Genel
Kurulunda de ele alması, sonrasında alınan karar ile 11 üye devlet temsilcilerinden oluşan Birleşmiş
Milletler Filistin Özel Komitesi (UNSCOP) kurulmuşsa da Filistin Sorunu konusunda bir fikir/çözüm
birliği oluşamadı.
BM Genel Kurulu’nun 29 Kasım 1947 günü yaptığı oylamada Çoğunluk Planı, yani Filistin’in
taksim edilmesi kararı 13 ret, 10 çekimser oya karşılık 33 oyla kabul edildi. Filistin Yahudiler ve Araplar
arasında taksim edildi. Bu taksimde/paylaşımda Siyonistler birçok avantajlara/haklara sahip olurken,
Araplar da birçok haktan mahrum oldular. Bunun iki temel nedeni vardı: Filistin’de bir Yahudi
devletinin kurulması girişimine başlıca destek olan ABD’nin Yahudiler lehine olan kararlı
tutumu/desteği ile Sovyet Rusya’nın kayıtsız/ilgisiz tutumudur.
İngiltere ise Filistin üzerindeki manda yönetiminin 14 Mayıs 1948 gecesi saat 24.00 itibariyle sona
ereceğini açıklamış ve BM’de taksim kararının alındığı günün ertesinde Filistin’deki kuvvetlerini
çekmeye başlamıştı. Bunun üzerine Yahudiler, taksim kararı ile kendilerine ayrılan ve İngiliz
birliklerinin boşalttığı toprakları Araplardan önce ele geçirmek, Araplar da buna engel olmak için
harekete geçtiler. Böylece, Filistin’de 30 Kasım 1947’den itibaren Arap-Yahudi çatışmaları başladı. Bu
çatışmalar, İsrail devletinin 14 Mayıs 1948’de de facto ilan edildiği tarihe kadar Arap-Yahudi çatışması,
sonra da bilfiil Arap-İsrail Savaşları şeklini almıştır.
XIX. “İsrail Devleti Kuruluyor” başlığı kısmında; Theodor Herzl’in başını çektiği ve 1897’de
Basel’de yapılan I. Dünya Siyonist Kongresinin ardından2 Filistin topraklarında Yahudi Devleti kurma
faaliyetleri, Birinci Dünya Savaşı sırasındaki gelişmeler içinde özellikle Balfour Deklarasyonu ile
İngiltere’nin himayesinde Filistin’de bir Yahudi yurdunun kurulacağının vaat edilmesi ve ardından
Filistin’in İngiltere mandasına verilmesi, dünyanın çeşitli yerlerinden özellikle de Amerika’dan, çok
1 Bunun temel nedeni, Amerika’nın, 3,5 milyon Yahudi nüfusuyla dünyanın en çok Yahudi’yi barındıran ülkesi
olmasıdır. Bu Yahudilerin birçoğu oldukça varlıklı kişilerden oluşuyordu.
2 Herzl’in günlüğüne yazdığı gibi 50 yıl kadar sonra Filistin toprakları üzerinde Yahudi Devleti kurulmuştur. Kongre
bittikten sonra Herzl, günlüğüne şunları yazar: “Basel’de Yahudi Devleti’ni kurdum. Eğer bugün bunu açıklarsam,
herkes beni alaya alır. Oysa belki 5 fakat şüphesiz 50 yıl içinde herkes bu gerçeği görecektir. Yahudi Devleti’nin
varlığı manevi temellere oturtulmuştur, bu devlet Yahudi halkının bu konudaki istek ve azmi ile kurulmuştur.”
Theodor Herzl, Yahudi Devleti, (çev. Sedat Demir), Ataç Yay., İstanbul 2007, s. 13.
Journal of Ottoman Civilization Studies
VOL. 6, NO. 10 (2020), 115 – 119 M. Deri
www.osmanli-medeniyeti.com 119
sayıda zengin Yahudi göçmenin Filistin’e gelmesi,3 Yahudi terör örgütlerinin (Haganah, Irgun,
Stern/Lehi gibi), Arapları sindirmek ve Filistin’de manda yönetimi kuran İngilizleri bir an önce
Filistin’den çekilmeye zorlamak için saldırılarını (30 Kasım 1947-15 Mayıs 1948) daha çok Arapların
çoğunlukta bulunduğu bölgelerle İngiliz kuvvetleri üzerinde yoğunlaştırması, İngilizlerin Filistin
üzerindeki manda yönetiminin sona ermesinden sonra Yahudi Milli Konseyi’nin İsrail Devleti’nin
kuruluşunu/bağımsızlığını ilan etmesi (15 Mayıs 1948), İsrail’in bağımsızlığını ilanıyla birlikte David
Ben-Gurion’un (ö. 1973) ilk başbakan olması ve 13 kişilik bir hükümet kurması, İsrail’i ilk tanıyan
ülkenin Amerika olması gibi konular bu başlıkta incelenmiştir.
XX. “Altı Gün (1967) Savaşı” başlığı kısmında İsrail’in, Arap komşuları Mısır, Ürdün ve Suriye
arasında yapılan ve “Altı Gün” (5-10 Haziran) süren savaş; bu savaşın sonunda İsrail’in Mısır'dan Sina
Yarımadası ile Gazze Şeridi'ni, Suriye'den Golan Tepelerini, Ürdün'ün elinde bulunan Kudüs ve Batı
Şeria'yı işgal etmesi konuları bu başlık altında ele alınmıştır.
XXI. “Golan Tepeleri Sorunu” başlığı kısmında ise İsrail’in, Altı Gün Savaşı olarak da bilinen
“1967 Arap-İsrail Savaşı”nda o gün Suriye’ye ait Golan Tepelerini4
işgal edip fiilen İsrail toprağı ilan
etmesi, sonrasında bu Golan bölgesinin Suriye ile İsrail arasında çatışma/sorun bölgesi olması, 6 Ekim
1973’te Suriye ve Mısır’ın ortak askerî harekât başlatarak İsrail'den Golan Tepelerini geri almak
istemeleri ancak başarısız olup geri çekilmeleri, 1973 Savaşı’ndan sonra bölgede Suriye ve İsrail
birlikleri arasında Birleşmiş Milletler tampon bölgesinin kurulması, İsrail’in 1967’den itibaren bugüne
kadar Golan Bölgesinde “yerleşim yerleri”5 kurma çabaları, İsrail’in 14 Aralık 1981’de Golan Tepelerini
tek taraflı olarak ilhak ettiğini dünya kamuoyuna açıklaması, ancak BM Güvenlik Konseyinin bu ilhakı
geçersiz sayması (16-17 Aralık 1981), 2000 yılında Golan Tepelerinin Suriye'ye iadesi hedefiyle,
ABD'nin arabulucuğunda başlatılan müzakereler İsrail’in işgalci ve uzlaşmaz tutumu nedeniyle
başarısızlıkla neticelenmesi, Mayıs 2008’de sorunun çözümü için Türkiye’nin arabulucuğu ile
İstanbul’da başlayan Suriye-İsrail barış müzakerelerinin İsrail’in uzlaşmaz tutumu nedeniyle sonuçsuz
kalması, İsrail Başbakanı Netanyahu’nun 2016 yılında Bakanlar Kurulunu Golan Tepelerinde toplaması
ve “bu bölgenin sonsuza kadar İsrail'e ait kalacağı" yönünde açıklama yapması, dünya kamuoyuna
burasını "İsrail toprağı" olarak tanıma çağrısında bulunması, ABD Başkanı Donald Trump’un Golan
Tepelerinin "(1967 işgalinden) 52 yıl sonra 21 Mart 2019’da, burasının İsrail toprağı olduğunu” tanıyan
kararnameyi imzalaması gibi konular bu başlıkta ele alınıp değerlendirilmiştir.
3
Filistin’e Yahudi göçleri, Dünya Siyonist Teşkilatı’nın kurulmasıyla daha da hızlanacak, Siyonizmin teşkilatlı bir
hareket haline gelmesi, İsrail’in kuruluşuna giden yolu açacaktır.
4 Golan Tepeleri; Suriye’nin güneybatısında İsrail’in ise kuzeydoğusunda yer alan tepelik bölgedir. Golan Tepeleri
jeopolitik konumu, sahip olduğu verimli topraklar ve zengin su kaynakları, hem Suriye ve hem de İsrail için stratejik
bir öneme sahip yer haline getirmektedir. İsrail’in güvenliği için Suriye’ye karşı doğal bir tampon bölge oluşturmakla
birlikte Şeria nehriyle birlikte İsrail’in en önemli su kaynaklarından birisidir. Bölgenin en yüksek noktalarından biri
olan ve Şam'a sadece 60 kilometre uzaklıkta bulunan Golan Tepeleri'ni elinde tutan İsrail, bu sayede komşu ülkelere
karşı büyük bir stratejik avantaj sağlıyor. Suriye için buranın önemi, bölgenin güvenlik ve su kaynakları açısından
stratejik önemindedir. Golan’ın İsrail’i ilgilendiren diğer bir yönü tarihî ve dinîdir. Tevrat’ta Golan’a yapılan atıflar
radikal Yahudilerin gözünde Golan’ı kutsallaştırmakta ve büyük İsrail’in vazgeçilmez bir parçası olarak görmelerine
neden olmaktadır. Bu ise genelde İsrail’in iç politikasında Golan konusunda uzlaşmaz tartışmalara neden
olmaktadır.
5 Haziran 1967’de ilk Yahudi yerleşimi olan Kibutz Merom Golan kuruldu. 1970’te Golan’daki Yahudi yerleşim
yerlerinin sayısı 12’ye ulaşırken şimdilerde bu rakam 45 civarındadır. Buralarda 22 bin civarında Yahudi yerleşimci
yaşıyor.
Mehmet DERİ
Mustafa Oral, Ortadoğu Denkleminde Filistin Sorunu,
Yeni İnsan Yayınları, 1. Baskı, İstanbul, 2020, 200
sayfa.
(Uzm); mehmet.deri@gmail.com, ORCID: orcid.org/0000-0002-2287-9330
Kaynak Gösterme: Deri, M. "Mustafa Oral, Ortadoğu Denkleminde Filistin Sorunu, Yeni İnsan Yayyınları, 1. Baskı,
İstanbul, 2020, 200 sayfa". Osmanlı Medeniyeti Araştırmaları Dergisi, 6 (2020): 115 – 119.
e-ISSN 2458-9519
Journal of Ottoman Civilization Studies
VOL. 6, NO. 10 (2020), 115 – 119 M. Deri
www.osmanli-medeniyeti.com 116
https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1054422
Diğer Filistin Kütüphanesi
-
Modern Filistin Tarihi
15 Mayıs 2025, 06:23 -
Modern Ortadoğu Tarihi
15 Mayıs 2025, 06:22 -
Araplar Bir Halkın Tarihi
15 Mayıs 2025, 06:19 -
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri
15 Mayıs 2025, 06:19 -
Mescid-i Aksa Rehberi
15 Mayıs 2025, 06:18 -
Tarih Boyunca Mescidi Aksa ve Yahudiler
15 Mayıs 2025, 06:17 -
Tanrı Şehri Kudüs
15 Mayıs 2025, 06:15 -
Kudüs
15 Mayıs 2025, 06:14 -
Fotoğraflarla Osmanlı Döneminde Kudüs
15 Mayıs 2025, 06:12 -
Filistin Dramının Düşündürdükleri
15 Mayıs 2025, 06:12

