Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol: Ekonomi Politik Perspektif 14 Mayıs 2025, 07:57
Özet: Küresel güç mücadelesinin yol açtığı sorunlar silsilesinin odağındaki Ortadoğu
Bölgesinde yer alan Filistin, din ve siyaset ekseninde gelişen birçok tarihi çatışmanın merkezinde
yer almış önemli bir ülkedir. Uzun süreli Osmanlı İmparatorluğu egemenliği sonrası, İngiliz işgal
ve manda yönetimleri sürecinde de bağımsız bir devlet yapılanmasına kavuşamayan ülke, yoğun
Yahudi göçlerinin akabinde İsrail Devleti’nin kurulmasından sonra tahkim edilen yeni küresel
düzende; işgal ve ambargoyla çevrelenmiş bulunan, toprakları üzerinden egemenlik yetkisini
kullanması önünde ciddi engeller olan, siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan birçok sorunlar ve
açmazlar barındıran nevi şahsına münhasır bir devlet olarak teşkilatlanmıştır. Uluslararası
siyaset ve toplum nezdinde önemli bir sorun olarak tanımlanan ve “Filistin/İsrail Sorunu” olarak
adlandırılan bu tarihi meselenin, siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan birbiriyle de bağıntılı birçok
açmazlar barındıran son derece karmaşık bir yapısı bulunmaktadır. Esasen bu karmaşık sorunun
çözümünün de çok yönlü olması gerektiği aşikâr olmakla birlikte, konuya ilişkin çalışmaların
yoğunlukla sorunun siyasal kısmına yöneldikleri müşahede edilmektedir. İşte bu çalışmada,
diğer çalışmalardan farklı olacak şekilde, Filistin meselesinin ekonomik veçhesine yoğunlaşılmış
olup, sorunun çözümü için elzem olan ekonomik gücün oluşmasına imkân sağlayabilecek, bir
çözümler silsilesinin başlangıç noktasını teşkil edebilecek tedbirlerin ekonomi politik bir bakış ile
sunulması amaçlanmıştır. Bu çerçevede, ülke ekonomisinin genel yapısı analiz edilerek temel
sorunlu alanlar tespit edilmiş, fırsat ve tehdit içeren hususlar ortaya konulmuş, kısa, orta ve uzun
vadede atılması gereken adımların belirlenmesi suretiyle açmazdan çıkış için bir yol haritası
sunulmuştur. Böylelikle, İsrail’in ülkeye yönelik siyasi ablukasının gevşetilebileceği veya
kaldırılabileceği, akabinde ise toprak bütünlüğünü temin ve kurumsal yapısını tesis etmiş olan
Filistin Devleti’nin kurulması yönündeki engellerin aşılabileceği değerlendirilmiştir.
Anahtar Kelimeler: Filistin ekonomisi, İsrail, abluka, ekonomik güç, ekonomi politik.
JEL Sınıflandırması: O53, N45, O11, P16
A Way out of the Dilemmas in the Palestine/Israel Question: The Perspective of Political
Economy
Abstract: Palestine, an important country at the center of many historical conflicts developing
on the axis of religion and politics, is located in the Middle East, which is the center of the
problems caused by the global power struggles. The country did not become an independent
state after the long-term rule of the Ottoman Empire and the British mandate administrations.
Palestine could not gain its independence after the Israeli state was established in 1948 following
the Jewish immigration to the region. After this the country was organized as a state without
sovereignty over its territory due to the Israeli occupation and embargo, and faced many
problems in political, social and economic fields. This historical issue, called the Palestine/Israel
Question, constitutes an important problem for the international community and has an
extremely complex structure with political, social and economic dilemmas. Although it is clear
that the solution of this complicated problem should be many-sided, the studies on the subject
mostly focus on the political aspect of the problem and its solutions. The present study focuses
Dr, Kamu İç Denetçisi, Bağımsız Akademisyen, tahsinyamak@gmail.com.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
26
instead on the economic aspect of the Palestinian issue. By drawing on a theoretical framework
based on political economy, it aims to provide recommendations that would allow for the
creation of the economic power that Palestine will need to solve these problems. First of all, the
general structure of the country's economy is analyzed and the main problem areas as well as the
opportunities and threats are identified. According to the results of this analysis, the actions to
be taken in the short, medium and long term are determined and a road map for a way out of the
dilemma is proposed. It is considered that through the way proposed, Israel's political blockade
of Palestine may be relaxed or lifted and then the obstacles before the establishment of a
Palestinian state with territorial integrity and institutional structure may be surmounted.
Keywords: Palestinian economy, Israel, blockade, economic power, political economy.
JEL Codes: O53, N45, O11, P16
Giriş: Filistin/İsrail Meselesini Anlamlandırmak
Semavi dinlerin kutsiyet atfettiği Kudüs şehrine ev sahipliği yapan Filistin,
Birinci Dünya Savaşı dönemine kadar Osmanlı İmparatorluğunun (1517-
1917) yönetimi altında kalmıştır.1 Savaş sürecinde, Osmanlı
İmparatorluğunun Filistin ve Irak cephelerinde aldığı yenilgiler ve geri
çekilmeler neticesinde ise İngilizler Aralık 1917 tarihinde, bölgeyi askeri ve
siyasi egemenlikleri altına almışlardır. 2
Savaş sonrası toplanan ve Osmanlı Devleti’nin parçalanması gerektiği
yönünde İtilaf Devletlerinin fikir birliğine vardığı Paris Barış Konferansı
sonrası gelişen süreçte, uzun dönem Osmanlı himayesinde kalan Filistin
topraklarında, geçici olarak İngiliz manda rejimi kurulması (Temmuz 1922)
ve şartlar olgunlaştığında ise toplumlara kendi kaderlerini tayin etme hakkı
verilmesi kararlaştırılmıştır.3
1881-1893 genel nüfus sayımına göre, Kudüs (ve çevresi) nüfusunun
%66’sını Müslüman Araplar, %23’nü Hıristiyanlar ve %8’ini de Yahudiler
oluşturmakta iken 1922 İngiliz manda yönetimi dönemine gelindiğinde
Kudüs nüfusunun yaklaşık %54’nü Yahudilerin oluşturduğunu görmekteyiz.
Bu demografik yapı üzerinde teşkilatlanan İngiliz Manda Yönetimi, 1897’de
Basel şehrinde toplanan İlk Siyonist Kongre kararları ve Balfour
Deklarasyonu (Kasım 1917) ile -kendilerine vaat edilen ulusal yurtlarını
kurma gayesi çerçevesinde- bölgeye yoğunlaşan Yahudi göçlerine izin
1 Kudüs şehriyle ilgili kutsallık algıları hakkında tartışmalar hakkında bkz. Cengiz Batuk ve Rabia
Mert, “Çatışan Kutsalların Ortasındaki Şehir: Kudüs,” Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi
17/2 (2017): 129-149.
2 Umut Uzer, “Kudüs Şehrinin Filistin, İsrail ve Birleşmiş Milletler Açısından Siyasi Önemi,”
Filistin Araştırmaları Dergisi 2 (2017): 135; İsmail Ediz, “Birinci Dünya Savaşı Sonrasında Filistin’de
Toplum ve Siyaset 1919-1922,” Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi 2 (2015): 143.
3 Kadir Kasalak, “İngilizlerin Filistin Politikası ve Filistin Mandası,” Süleyman Demirel Üniversitesi
Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 25 (2016): 71-72.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
27
vermiştir.4
İlerleyen süreçte, Orta Avrupa’da sosyo-ekonomik sorunlar
çerçevesinde yükselen antisemitizm dolayısıyla özellikle 1930’lardan itibaren
bölgeye yoğun Yahudi göçleri yaşanmış, bu durum ise bölgenin nüfus
yapısının daha da dönüşmesine sebebiyet vermiştir. Araplar ile Yahudiler
arasında 1929, 1933 ve özellikle 1936-39 yıllarında ayyuka çıkan karışıklıklar
ise bir yandan dengelerin Araplar aleyhine değişmesine, bir yandan da
Filistinli Arapların bağımsızlık beklentilerinin boşa çıkmasına neden
olmuştur. Esasen bu yaşananlar, sadece Yahudiler için değil hegemon
güçlerin Ortadoğu politikası bakımından da önemli bir proje olan ve Balfour
Deklarasyonu ile resmi bir hüviyete bürünen Siyonizm5 düşüncesinin
doğrudan sonucu olarak okunabilir.6 Filistin topraklarına yönelen Yahudi
göçleri, bölgenin kaderini değiştirmiş, büyük çoğunluğunu Arapların
oluşturduğu Filistin toprakları üzerinde bir Yahudi devletinin kurulmasına
ilişkin kararın Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmesi akabinde, 14
Mayıs 1948’de İsrail’in bağımsızlığını ilan etmesiyle birlikte de kronik bir
tarihi mesele baş göstermiştir. 7
Esasen temelinde İsrail’in kurulması, yayılması ve işgalci politikalar
izlemesinin yattığı bu durum, Batılı kaynaklardan da mülhem olduğu cihetle
çoğunlukla “Filistin Sorunu/Krizi” olarak adlandırılmakta olup, küresel güç
mücadelesinin en aktif sahalarından birisi olan Ortadoğu bölgesindeki
çatışmaları ve krizi derinleştiren önemli bir yapıya sahip bulunmaktadır. 1948
yılında İsrail’in kurulması sonrası gerçekleşen 1948, 1956, 1967, 1973 Arap –
İsrail savaşlarıyla daha da derinleşen bu sorun, İsrail’in 1967’deki Altı Gün
Savaşı’nda Gazze Şeridi ve Batı Şeria’yı hâkimiyetine alarak Mısır ve Ürdün
topraklarını işgal etmesi ile adeta bambaşka bir forma evrilmiştir. Zira bahse
konu süreçlerde topraklarını büyük ölçüde genişleten İsrail, bu savaş
4 Balfour Deklarasyonunun orijinal metni için bkz.
https://avalon.law.yale.edu/20th_century/balfour.asp.
5 Siyonizm ve Filistin sorunu hakkında değerlendirmeler için bkz. Mim Kemal Öke, Siyonizm ve
Filistin Sorunu (1880-1923) (İstanbul, Kırmızı Kedi, 2011).
6 Elena Tilovska-Kechedji, “Israeli-Palestinian Relations: Waging for Peace or Lost Desperately.”
International E-Journal of Advances in Social Sciences 4, 10 (2018): 120-22; Kasalak, “İngilizlerin
Filistin Politikası,” 72; Jacob Metzer, The Divided Economy of Mandatory Palestine (Cambridge,
Cambridge University Press, 1998), 8-9; Hasan Karaköse, “Filistin ve Kudüs Meselesine Genel Bir
Bakış (XIX. Yüzyılın Ortasından XX. Yüzyıl Ortalarına Kadar),” Ahi Evran Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Dergisi 2 (2018), 160; Umut Uzer, “Kudüs Şehrinin,” 142; Tayyar Arı, Geçmişten
Günümüze Orta Doğu, Siyaset, Savaş ve Diplomasi, 5. Baskı, (Bursa: MKM Yayıncılık, 2012), 258-61.
7 Mim Kemal Öke, Siyonizm ve Filistin Sorunu, 16-17; Ali Balcı, “İsrail Sorunu: Ortadoğu’nun
Gordion Düğümü,” Dünya Çatışmaları: Çatışma Bölgeleri ve Konuları, ed. Kemal İnat, Burhanettin
Duran, Muhittin Ataman (İstanbul: Nobel, 2010), 105.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
28
sonrasında Filistin’i siyasal ve ekonomik açıdan büyük ölçüde kendi
hâkimiyeti altına almıştır.8
Bu sürecin akabinde, İsrail’in güvenliğini temin etmek ve bölgedeki diğer
Arap ülkeleri ile işbirliği imkânlarını ortaya çıkarmak maksadıyla ABD’nin
öncülüğünde 1979 yılında imzalanan Camp David Anlaşması’yla İsrail Batı
Şeria ve Gazze’de Filistinlilere yönelik kısıtlı bir özerklik hakkı sağlasa da,
bölgede uygulamakta olduğu işgal, mala el koyma ve sosyal yardımların
kesilmesi gibi uygulamalarından vazgeçmemiştir. 1987 yılındaki ilk
İntifadanın yarattığı haklı meşruiyet ortamı akabinde, 1988‘de Filistin
Devleti‘nin ilan edilmesi ve BM Genel Kurulunun bu durumu onaylaması her
ne kadar ilkin yüksek beklentilere neden olmuşsa da esasen meselenin
çözümüne yönelik önemli bir katkı sağlayabilmiş değildir. 9
2000 yılında, ikinci İntifada sonrası dönemde işgal edilmiş Filistin
toprakları hakkında, özellikle self determinasyon yönünde BM nezdinde pek
çok girişimde bulunulmuş ve nihayet 2013 yılında Filistin’in statüsü ve
“Filistin Ulusal Otoritesi-(PNA)” olan resmi adı değiştirilerek, “Filistin
Devleti” haline getirilmiştir.10
Tüm bu süreçler yaşanırken İsrail hükümeti 2002 yılında Batı Şeria’da
sürmekte olan işgali ve sorunları pekiştirecek bir başka hamleye girişmiş ve
toplam uzunluğu 708 km olması tahmin edilen ve çit/bariyer sistemlerinden
oluşan Batı Şeria Duvarı inşaatına başlamıştır. Bu faaliyet, bölge halkının yerel
ekonomik girişimlerine mani olan ve bölgesel tecridi arttıran son derece
önemli etkiler meydana getirmiştir. 11
İsrail her ne kadar 2005 yılında 38 yıldır işgal etmekte olduğu Gazze
Şeridinden çekilmişse de 2006 yılında yapılan seçimler neticesinde bölgede
Hamas’ın tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde etmesiyle gerginlik
artacağı yeni bir alan bulmuştur. İsrail bu süreçte 2007’de öncelikle Gazze’ye
8 Özge Özkoç, “Savaş ve Barış: Doksanlı Yıllarda Filistin-İsrail Sorunu,” Ankara Üniversitesi SBF
Dergisi 64, 3 (2009): 198; Halil Erdemir, “İsrail Devleti’nin İlanından Önce David Ben-Gurion’un
Filistin’i Yahudileştirme Politikası,” Akademik Bakış 8 (2011): 176; Haydar Oruç, “Sekülerlikten
Radikalleşmeye: İsrail’in Kurucu Felsefesinde Konstrüktivist Dönüşüm,” Türkiye Ortadoğu
Çalışmaları Dergisi 1 (2017): 167-69; Can Deveci, İsrail Filistin Meselesi (Kayseri ERUSAM, 2015), 2.
9 Francis A. Boyle, “The Creation of the State of Palestine,” EJIL 301 (1990): 302; Uzer, “Kudüs
Şehrinin,” 139; Oruç, “Sekülerlikten Radikalleşmeye,” 171-73.
10 Fadle M. Naqib, “Economic Relations between Palestine and Israel during the Occupation Era
and the Period of Limited Self-Rule,” University of Waterloo Canada Working Paper 20 (2015); Vita
Gudeleviciüte, “Does the Principle of Self-Determination Prevail over the Principle of Territorial
Integrity?” International Journal of Baltic Law 2 (2005): 59.
11 Yavuz Cankara ve Pınar Özden Cankara, “Batı Şeria Duvar İnşasının Filistin Halkına
Ekonomik, Siyasal ve Kültürel Etkileri,” Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi 1, 1 (2012):
1240-45.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
29
yönelik her türlü mal giriş ve çıkışını durdurmuş, çeşitli bahaneler ile Aralık
2008’de başlattığı “Dökme Kurşun Harekâtı” ile de birçok ölüme,
yaralanmaya ve hasara neden olarak Gazze’yi her türlü insani yardımdan
yoksun bırakmıştır. Bu saldırılar, ekonomik açıdan çok zor koşullarda
bulunan Gazze Şeridi’nde hayatın adeta durma noktasına gelmesine sebep
olmuştur.12
Bu noktaya kadar ifade edilenler çerçevesinde, aynı topraklar üzerinde
yaşamakta olan iki ulusun benzer mekânlar üzerinde hak iddia etmelerinden
kaynaklanan tarihi bir mesele olarak görülebilecek Filistin /İsrail Sorunu,
birçok farklı ideolojiden beslenen ve farklı dinamikleri olan, ülkeler arası
egemenlik mücadelesinin tezahür ettiği çok yönlü problemlerle dolu bir alan
olarak tanımlanabilir.
Bu çerçevede, hazırlanan çalışma ile birbirinden ayrık durumdaki Gazze
Şeridi ve Batı Şeria topraklarından oluşan ve egemenlik hakkını kullanacak
merkezi bir devlet yapılanmasına sahip olmayan Filistin için tüm bu açmazlar
silsilesinden çıkışa, diğer bir ifade ile çözüme yönelik ekonomi-politik
perspektiften bir yol aranmaktadır. Üç kısım olarak planlanan çalışmanın
birinci bölümünde Filistin ekonomisinin genel yapısından bahsedilecek,
ikinci bölümünde potansiyel vadeden alanlar ortaya konulmaya çalışılacak
ve nihayet üçüncü bölümünde ise açmazlardan çıkış için ekonomi politik
çıkarsamalarda bulunulacaktır. Sonuç bölümünde de siyasi ablukadan çıkış
için bir anahtar olacak yol ve yöntemler ortaya konacaktır.
1. Abluka ve İşgalin Gölgesinde Filistin Ekonomisi: Yapısal
Özellikler
Filistin/İsrail Sorunu, gücü13 (sert, yumuşak ve ekonomik güç) büyük ölçüde
konsolide etmiş olan İsrail ile güce erişim potansiyeli her açından kısıtlanmış
ancak birçok alanda uluslararası meşru bir desteğe mazhar olmuş Filistin
arasında, mekansal hak iddiası üzerinden gelişen ancak mülteciler sorunu
(geri dönüş hakkı), yerleşimciler sorunu ve Kudüs’ün statüsü (kutsal
12 Habip Demirhan ve Mehmet Dağ, “Filistin Ekonomik Yapısı ve Vergi Sistemi Üzerine Bir
Değerlendirme,” International Journal of Academic Value Studies 16 (2017): 421; Davut Ateş, “Gazze
ve Soykırım Tartışması,” Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi 1 (2011): 610; Turgut Turhan,
“Uluslararası İnsancıl Hukuk ve İsrail’in Gazze Harekâtı,” İÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Dergisi 41
(2009): 162.
13 Çalışmada kullanıldığı manasıyla “güç”; “başkalarının davranışlarını, istediğimiz sonuç
doğrultusunda etkileyebilme kapasitesi” olarak tanımlanabilir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Joseph S.
Nye Jr., Dünya Siyasetinde Başarının Yolu Yumuşak Güç (Ankara: Elips Kitap, 2005).
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
30
mekanlar) sorunu gibi çok yönlü parametreler içeren komplike bir sorunu
ifade etmektedir.14
Sorunun taraflarından birisi olan İsrail’in kurulduğu günden bu yana
uluslararası hukuku ihlal eden ve çoğu kez kural tanımayan tutumuna
karşılık, Filistin’in egemenliğini pekiştirememiş merkezi bir devlet
yapılanmasına ve bu siyasi sıkışmanın yarattığı önemli ekonomik açmazlara
sahip olması, çözümü zorlaştıran temel nedenler olarak ön plana çıkmaktadır.
Kaldı ki, güç ve vekâlet savaşlarının merkezindeki Ortadoğu bölgesinde yer
alan bu sorunun birçok dolaylı ve doğrudan muhatabının olması da onun
çözümünü zorlaştıran diğer nedenlerdir. Diğer yandan Filistin/İsrail sorunu,
her ne kadar siyasi yönü ağır basan bir mesele ise de özellikle tarihi ve
ideolojik nedenlerden beslenen birçok kurumsal, toplumsal ve ideolojik
sorunları da ihtiva eden yapısı dolayısıyla çözümünün münhasıran siyasi
yoldan olması pek mümkün gözükmemektedir.
Alanda yapılan benzer çalışmalardan farklı olacak şekilde hazırlanan bu
çalışmada, meselenin çözümü için ekonomik gücün15 önemli bir araç olabileceği
değerlendirilerek bu gücün tahkim edilmesine imkân sağlayabilecek ve
böylelikle çözümler silsilesinin başlangıç noktasını teşkil edebilecek
ekonomik tedbirlerin sunulması amaçlanmıştır.
Ekonomik açıdan bütünlük arz etmeyen ve Batı Şeria ile Gazze Şeridi
olarak iki bölgeden oluşan Filistin, hâlihazırda kara ve denizden kuşatılmış,
İsrail’in sıkı gözetimi altında, halkının önemli bir kısmı mülteci konumunda
olan ve bölgeler arası kalkınma farklılıklarının bulunduğu bir ülkedir.
İsrail’in kurulması ile başlayan süreç, ülkeyi terk etmek zorunda kalan
Filistinlilerin geride bıraktığı büyük bir ekonomik servetin de İsrail’in eline
geçmesine neden olmuştur ki yapılacak değerlendirmelerde tüm bu
hususların göz önünde bulundurulması gerektiği aşikârdır.16
İsrail’in kurulduğu 1948’den önceki döneme bakıldığında, tarım
arazilerinin çok büyük bir kısmının Filistinli Araplara ait olması nedeniyle
ekonomik gücün büyük ölçüde Arapların elinde olduğu bir ortam mevcuttu.
14 Balcı, ”İsrail Sorunu,” 131, 145.
15 Çalışmanın ilerleyen kısımlarında detaylarından bahsedilecek olan ekonomik güç kısaca, “bir
ülkenin refahı ve güveliği için kullanılan bütün kaynakların toplam kapasitesi” olarak
tanımlanabilir.
16 Mehmet Dalar, “Gazze Sorunu: İsrail Ablukası, Uluslararası Hukuk, Palmer Raporu ve
Türkiye’nin Yaklaşımı,” ORSAM Rapor 71 (2011): 6, 10; Erdal Tanas Karagöl, “Abluka Altında
Bir Ekonomi: Filistin Ekonomisi,” SETA Perspektif 59 (2014): 2; Helin Sarı Ertem, “Filistin’in SosyoEkonomik Sıkıntılarının Giderilmesinde Türkiye’nin İmkân ve Sınırları,” Türkiye Ortadoğu
Çalışmaları Dergisi, 1 (2019): 139; Roger Owen ve Şevket Pamuk, 20. Yüzyılda Ortadoğu Ekonomileri
Tarihi (İstanbul: Sabancı Üniversitesi Yayınları, 2002), 236.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
31
Ancak özellikle 1967 Arap-İsrail savaşı (Altı Gün Savaşları) ertesinde Gazze
Şeridi, Batı Şeria ve Doğu Kudüs’ün işgal edilmesiyle beraber İsrail işgücü ve
mal hareketlerine sınırlandırmalar getirmiş, yüksek tarifeli bir gümrük birliği
tesis etmiş, doğal kaynakların kullanımını kendi lehine olacak şekilde
düzenlemiş ve Filistin ekonomisinin tüm sektörlerini etkileyen çok sayıda
askeri ve ekonomik tedbiri yürürlüğe koyarak işgal politikasını geniş bir alana
yaymıştır. Bölgede istikrarsızlığın artmasına neden olan bu durum, İsrail ve
Filistin ekonomisi arasında büyüklük ve yapı bakımından bulunan
farklılıkları pekiştirmiş, bu durum ise iki ülke arası ilişkileri biri az gelişmiş
diğeri ise zengin bir ekonomi arasındaki ilişki düzeyine taşımıştır. Diğer bir
ifade ile, İsrail işgal sonrası ortaya koyduğu politikalar ile önce Filistin
ekonomisini kendine bağımlı hale getirmiş ve akabinde ise Filistin’i bilinçli
şekilde az gelişmişliğe sürükleyecek politikalar izlemiştir.17
Teorik zeminde ifade etmek gerekirse, 1967’de başlayan ve İsrail’in
güvenliğini önceleyen işgal süreci, Myrdal’ın gelişmiş bölgelerin geri kalmış
bölgeler üzerindeki etkilerini açıklamakta kullandığı ve bu ilişkinin olumlu
sonuçlarını tanımlayan yayılma etkisi (spread effect) ile olumsuz yansımalarını
tanımlayan geri bırakma etkisi (backwash effect) kavramları çerçevesinde
kısmen açıklanabilir. Şöyle ki, bu süreçte geri kalmış bölge olan Filistin’den
gelişmiş ekonomi konumunda olan İsrail’e yönelen işgücü ve sermaye akışı,
İsrail-Filistin ekonomik ilişkilerinde daha az gelişmiş konumda olan Filistin
ekonomisinin gelişimine sekte vurarak azgelişmişliği pekiştiren
yansımalarda bulunmuştur. Diğer bir ifade ile iki ekonomi arasındaki
olumsuz sonuçları tanımlayan geri bırakma etkisinin, işgal ve akabinde
süregelen politikalar bütünü sürecinde etkili olduğunu ve öne çıktığını
görmekteyiz.18
İsrail ve Filistin arasında söz konusu tarihlerden günümüze değin devam
eden ekonomik ilişkileri ve bu bağlamda ülkelerin mevcut ekonomik
yapılarını anlayabilmek için, Norveç aracılığıyla gelişen müzakereler
sonucunda Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail’in 1993 yılında vardığı,
Oslo Anlaşmaları olarak da bilinen Prensipler Anlaşması ile başlayan ve
günümüze kadar devam eden süreci bilmek, doğru anlamak gerekmektedir.
Esasen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararlarına istinaden,
17 Arnon ve Gottlieb, “An Economic Analysis,” 2; Naqib, “Economic Relations”; The Palestinian
Economy: Macroeconomic and Trade Policymaking under Occupation (New York: United Nations
Conference on Trade and Development, 2012), 3.
18 John Hall ve Udo Ludwig, “Gunnar Myrdal and the Persistance of Germany’s Regional
Inequality,” Journal of Economic Issues 2 (2009): 348-49; Hacer Simay Karaalp ve Fuat Erdal,
“Sanayileşmenin Bölgesel Yığılması ve Komşu İllerin Büyümesi Gelir Farklılıklarını Artırır mı?
Türkiye İçin Bir Beta Yakınsama Analizi,” Ege Akademik Bakış 4 (2012): 475.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
32
bölgede barışı tesis etmek maksatlı olarak sürdürülen bu müzakerelerin
ekonomik yönüne bakan protokol, İsrail’in işgal ettiği bölgelerde oluşan
ekonomik eşitsizliklerin giderilmesine ve Filistin’in ekonomik refahına
yönelik çeşitli açılımlar getirmekteydi. Beklentilerin ve umutların yüksek
olduğu bu süreç, Filistin’in toplam gelirlerinin azalmasına ve Batı Şeria ve
Gazze nüfusunun yaklaşık yarısının yoksulluk sınırı altında kalmasına
sebebiyet vermek suretiyle, Filistin ekonomisinin daha da kötüye gitmesine
neden olmuş gözükmektedir.19
Bu dönemde İsrail, yeni yerleşim yerleri, askeri tesis ve altyapı yatırımları
için Filistin’e ait daha fazla tarım arazisine ve su kaynaklarına el koymuş; su
kuyuları, sulama şebekeleri, tarım yolları, seralar ve çiftlikler dâhil Filistin’in
tarımsal üretim altyapısını önemli ölçüde tahrip etmiştir. Diğer yandan,
katma değer vergileri ve İsrail'den veya İsrail yoluyla ithal edilen mallar
üzerinden sağlanan gümrük vergileri, gelir vergileri ve İsrail'de çalışan
Filistinlilerin ödediği sosyal güvenlik primleri gibi finansal kaynaklardan
yapılan ve Filistin milli gelirinin yaklaşık %15-25’lik kısmını ifade eden
kesintiler ile önemli büyüklükteki bir finansal kaynağın İsrail'e aktarılmasını
sağlamıştır. Bunların yanısıra düşük rekabet gücü, ticaret yollarının olmaması
ve İsrail tarafından uygulanan tarife dışı engellerin birçoğu Filistin’i komşu
Arap ülkeleriyle ya da dış dünyayla doğrudan ticaret yapmaktan vazgeçmeye
zorlamıştır. Yine İsrail ürünlerinin Filistin pazarlarına serbestçe erişmesine
izin veren, ancak özellikle tarımsal Filistin ürünlerinin İsrail ekonomisine
girişini kısıtlayan “tek taraflı” bir gümrük birliği uygulaması Filistin
ekonomisini İsrail'e bağımlı hale getirmiştir. İsrail sanayilerini korumak için
uygulanan yüksek tarifeler ise Filistin’in ürettiği sermaye malları ve ara
malların maliyetini yükselterek Filistin’in geleneksel ürünlerinin dış
pazarlardaki rekabet gücünü ortadan kaldırmıştır.20
İsrail’in yeni yerleşim yerleri inşası, Filistinlilere ait arazilere el koyması,
tekrarlayan sınır kapamaları ile kısıtlı yatırım ve sermaye akışı gibi
uygulamalar ile yürüyen, ağır vergi yükü getiren ve Filistin halkını ekonomik
olarak edilgen kılmaya yönelen bu işgal ekonomik politikası; Filistin’de kamu
istihdamının, özellikle de Gazze’deki işçilerin İsrail’e girememesi nedeniyle
önem kazanmasına neden olmuştur. Ayrıca kapatma ve kısıtlamaların işgücü
19 Arie Arnon ve Daniel Gottlieb, “An Economic Analysis of the Palestinian Economy: The West
Bank and Gaza, 1968-1991,” Research Department, Bank of Israel, (1993) 2; Naqib, “Economic
Relations”; Palestinian Economy, 3; Özkoç, “Savaş ve Barış,” 179-81, 191.
20 Nu’man Kanafani ve Sahar Tghdisi-Rad, “Economic and Trade Policy–making under
Occupation in the Palestinian Territory”, Economic and Trade Policies in the Arab World,Employment,
poverty reduction and integration, ed. Mahmoud A.T. Elkhafif, Sahar Taghdisi-Rad ve Mutasim
Elagraa (Londra: Routledge, 2012), 159-61.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
33
hareketleri üzerindeki etkisinin bir sonucu olarak, Filistin ekonomisinin İsrail
ekonomisinden daha da farklılaşmasına neden olmuştur. İsrail işgali,
öncelikli olarak ekonomik sömürü maksadıyla yapılmamasına rağmen,
İsrail’in ekonomik ve bölgesel hâkimiyetini sağlayacak bir hale evrilmiştir. 21
Oslo müzakereleri, Prensipler Anlaşmasının imzalanmasından sonra
farklı boyutlarda 7 yıl boyunca devam etmiştir. Bu dönem her ne kadar
bağımsız bir Filistin devleti kurma yolunda bir iddia taşısa da bu koşulları
oluşturmaktan ziyade Filistinlileri İsrail’e daha bağımlı kılacak bir ekonomik
ve siyasal altyapının meydana gelmesine neden olmuştur. İsrail’in bu
yıldırma politikası, Filistin’in ekonomik rekabet gücünü kırmış ve kalkınma
hamlesine zemin sağlayabilecek olan her türlü imkân Filistin toplumunun
elinden alınmıştır.
Bu noktada, Oslo Anlaşmalarının Eylül 1993'te imzalanmasının ardından
Filistin ekonomisinde yaşanan gelişimleri ve bu bağlamda yürütülen
politikaların ülke ekonomisinde meydana getirdiği değişimleri sayısal veriler
bağlamında ortaya koymak uygun olacaktır.
Tablo 1. Filistin’in Temel Ekonomik Göstergeleri (1994-2018)
1994 1998 2002 2006 2010 2014 2018
Toplam Nüfus
(Milyon Kişi) 2,3 2,7 3,0 3,4 3,7 4,1 4,5
Kent Nüfusu
(% Toplam
Nüfus)
69,7 71,5 72,4 73,2 74,1 75,1 76,1
GSYİH
(2010 FiyatlarıylaMilyar USD)
4.4 6.3 5.0 6.7 8.9 10.8 12.2
KBDMG
(2010 FiyatlarıylaUSD)
1.895 2.296 1.628 1.970 2.354 2.603 2.680
Ekonomik Yapı
Hizmetler/Sanayi/
Tarım
(% GSYİH)
53/33/13 54/22/11 66/20/8 64/21/5 61/21/6 64/20/3 n/a
İmalat Sanayi
(% GSYİH) 18,8 12,2 9,0 9,9 13,2 12,0 n/a
Tekstil ve
Konfeksiyon
İmalatı
(% İmalat Sanayi)
26,5 22,5 19,8 11,9 11,9 6,4 n/a
Uluslararası
Turizm Gelirleri n/a 346 14 25 409 412 n/a
21 Leila Farsakh, “The Political Economy of Israeli Occupation: What is Colonial about It?”
Electronic Journal of Middle Eastern Studies 8 (2008), 6.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
34
(Milyon Dolar)
Merkezi Hükümet
Nihai Tüketim
Harcamaları
(% GSYİH)
18,0 22,3 27,7 27,9 28,0 27,3 26,1
İhracat
(% GSYİH) 14,5 18,0 13,4 15,0 15,3 17,0 19,8
İthalat
( % GSYİH) 71,9 70,9 62,8 75,0 59,0 56,6 59,7
Cari İşlemler
Dengesi ( %
GSYİH)
n/a -25,5 -13,6 -25,1 -14,6 -16,9 -11,3
İşsizlik Oranı
(% Toplam
İşgücü)
14,2 13,9 31,2 23,7 23,7 26,9 30,1
Tüketici Fiyat
Endeksi
(2010=100)
n/a 62,0 72,0 83,8 100 109,4 110,1
DYSY
(Net Akım %
GSYİH)
n/a 5,3 0,2 0,3 2,0 1,2 1,8
Yatırım
( % GSYİH) 38,8 32,1 25,3 22,8 20,4 21,6 23,2
DAC Donör
Ülkelerinden
Alınan Toplam
Yardım (Milyon
Dolar)
240.9 420.6 581.5 1.014 2.067 1.885 n/a
Toplam Vergi
Gelirleri
(% GSYİH)
n/a n/a n/a 4,6 5,4 5,7 n/a
Kaynak: World Development Indicators (WDI) veri tabanından faydalanılarak
hazırlanmıştır. Erişim: 02.09.2019 n/a: veri yok
Filistin ekonomisine ait temel ekonomik verilerin yer aldığı Tablo 1’de
izlenebileceği üzere Filistin, vatandaşlarının %76’sının şehirlerde yaşadığı, 4,5
milyon nüfusa sahip ancak toprak bütünlüğü olmayan bir ülkedir. Toplam
yüzölçümü 6.020 km² olan ülkede, genç nüfusun, aktif iş gücünün ve nüfus
yoğunluğunun artmasına rağmen ekilebilir tarımsal arazilerin ve
yenilenebilir su kaynaklarının oranca azalma eğiliminde olması, ciddi bir
sorun teşkil etmektedir. Buna karşılık Oslo Anlaşmalarının imzalanmasının
ardından tesis olunan göreceli huzur dönemi ve büyük kamu ve özel sermaye
girişleri nedeniyle ülkenin bir büyüme süreci içerisine girdiği ve 1994 yılında
4,4 milyar dolar seviyelerinde olan GSYİH büyüklüğünün 2018 yılına
gelindiğine 12,2 milyar dolar seviyelerine yükseldiği görülmektedir. Ancak
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
35
milli gelir artışındaki bu büyüme trendine karşılık ülke nüfusundaki nispeten
hızlı artış dolayısıyla kişi başına düşen gelir seviyesinde daha düşük
oranlarda bir büyüme trendinin ortaya çıktığı müşahede edilmektedir.
Tarihsel olarak, tarım ve imalat sektörleri Filistinli işgücünün büyük bir
kısmının istihdam edildiği alanlar olmuştur. Ancak, 1994-2018 döneminde
ekonomik yapının sektörel gelişimi incelendiğinde, 1994 yılında ülke
ekonomisinin %13’lük kısmını teşkil eden tarım sektörünün 2018 yılına
gelindiğinde %3’ler seviyesine gerilediği görülmektedir. Aynı dönemde
sanayi sektörü %33’lerden 20’lere, imalat sanayi ise %18,8’lerden %12’ye
gerilemiş bulunmaktadır. Yine aynı dönemde, hizmetler sektörünün ise
%53’ten %64’e çıktığı görülmektedir. Bahse konu yıllarda tarım ve sanayi
sektörünün GSYH içindeki paylarının düşmesi; Filistin Otoritesinin 1994'te
kurulmasından bu yana finansal hizmetler, ticaret ve turizm geliştirme
programlarına yüksek öncelik tanınmasından, İsrail’in genişletilmiş yerleşim
politikalarından, Filistin’in doğal kaynaklarına el konulmasından ve tarımsal
kalkınma için engelleyici bir ortam yaratılmasından kaynaklanmaktadır.
Filistinlilerin toprak ve su kaynaklarına erişim ve kullanımına ilişkin mevcut
kısıtlamalar da hem ekilebilecek alan miktarını hem de tarımsal verimliliği
azaltmıştır. Bu durum ise artan genç nüfus ve aktif işgücü miktarı ile
birleşince, işsizlik oranının %14’ten %30’lara yükselmesine sebebiyet
vermiştir. Bunun yanında, bahse konu dönemde, her ne kadar donör
ülkelerden alınan yardım miktarlarında 1994’te 240 milyon dolardan 2018’de
1,8 milyar dolara kısmi bir artış söz konusu ise de, toplam vergi gelirlerindeki
düşük eğilime karşılık milli hâsılaya oranla artan hükümet harcamaları (1994:
%18 – 2018: %26), ihracat rakamlarının çok üzerinde seyreden, cari açığın da
artmasına sebebiyet veren yüksek ithalat bağımlığı, azalan yatırımlar (1944:
% 38 – 2018: % 23), kısır doğrudan yabancı sermaye girişleri ve yüksek oranlı
enflasyon gibi temel makro ekonomik problemler, ülke ekonomisinin bir
sorunlar sarmalı içerisine girmesine neden olmuştur.22
2. Ekonomide Potansiyel Vadeden Alanların Ortaya Konulması:
Fırsatlar ve Tehditler
Bir önceki bölümde detaylarından bahsedildiği üzere, İsrail’in, Filistin
topraklarında kuruluşu ve sonrasındaki genişleme sürecinde yaşanan çatışma
22 Orhan Niksic, Nur Nasser Eddin ve Massimiliano Cali, Area C and the Future of the Palestinian
Economy (Washington DC: The World Bank, 2014), 10, 17, 32, 33; The Occupied Palestinian Territory:
An Employment Diagnostic Study (Beyrut: International Labour Organization, 2018), 25-27; Beyond
Aid: A Palestinian Private Sector Initiative for Investment, Growth and Employment (Londra: The
Portland Trust, 2013), 8, 19.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
36
hali üzerinden tanımladığı güvenlik anlayışı ekseninde şekillendirdiği devlet
politikaları, Filistin kentlerinin birbirinden izole edilmesine neden olmakta ve
çoğu kez de gıda ve sağlık gibi temel yaşam malzemelerinin dahi halka
ulaşmasını engellemektedir. Ticari ilişkilerini tamamen İsrail üzerinden
yürüten ve para arzı ve kontrolü gibi mali kararları alıp uygulama yetkisi ağır
bir İsrail vesayeti altında bulunan Filistin ekonomisi, ithalata olan bağımlılığı
ve para arzı sorunları gibi hususlar dolayısıyla dış etmenler ekseninde
şekillenen bağımlı bir görünüm arz etmektedir. Bu temel sorunsal ise Filistin
ekonomisinin planlama ve hayati önemi haiz kararları alabilme yeteneğinden
uzak bir yapıya bürünmesine neden olmaktadır. 23
29 Nisan 1994’te Filistin Kurtuluş Örgütü ile İsrail arasında Fransa’nın
başkentinde imzalanan Paris Anlaşması’nın Filistin’in ekonomi politikaları
yapma kabiliyeti açısından önemli sorunlar ihtiva eden içeriği ve İsrail’in 2002
yılından itibaren güvenlik gerekçesiyle Filistinlileri çevreleyen çitleme
(fencing) politikası, bu sorunları ortaya çıkaran en önemli sebeplerdendir.
Bunların yanında, Filistin’in doğal kaynakları (su, tarım arazileri vd.)
üzerindeki yetkisine dair kısıtlamalar, çeşitli dönemlerde meydana gelen
İsrail askeri operasyonları, ekonominin sektörel dağılımındaki problemlerin
ortaya çıkardığı etkinlik ve verimlilik sorunları ve siyasi istikrarsızlığın iş
yapma ve ulusal-uluslararası ticaret üzerindeki olumsuz tesirleri gibi
hususlar da ülke ekonomisindeki diğer temel sorun alanlarından bazılarıdır.
Filistin yönetimi tarafından sunulan her türlü kalkınma planını veto etme ve
kur politikalarını belirleme yetkisini haiz olan ve bölge ekonomisini dengesiz
bir şekilde kendi ekonomisine entegre etmek isteyen İsrail, bölgenin üretken
sektörlerine kaynak tahsisinde bulunmamakta, yerel ekonominin genişlemesi
için bir altyapı oluşturulması ve istihdamın arttırılması konularında hiçbir
çaba göstermemekte, böylelikle Filistin’in kendisine bağımlı bir halde
kalmasını temin etmektedir. 24
Tüm bu handikaplara rağmen Filistin ekonomisinin tarımsal üretime
müsait toprak yapısı, bu alandaki en önemli avantajlarından birisi olarak ön
plana çıkmaktadır. Bu konuya ilişkin olarak Dünya Bankası, İsrail‘in Batı
Şeria’daki mümbit tarım topraklarına Filistinlilerin erişebilmesine izin
23 Bora Bayraktar, “Barış Çalışmaları Perspektifinden İsrail-Filistin Sorunu,” Bilgesam,
http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-156-2014040731b_bayraktar.pdf, erişim:
01.10.2019, 257-258; Zafer Balpınar, “Askeri Güç Çarpanı Olarak Yahudi Yerleşim Yerleri,”
Güvenlik Stratejileri 20 (2014): 88.
24 Habip Demirhan ve Mehmet Dağ, “Filistin Ekonomik Yapısı ve Vergi Sistemi Üzerine bir
Değerlendirme,” International Journal of Academic Value Studies 16 (2017): 421; Helin Sarı Ertem,
“Filistin’in Sosyo-Ekonomik Sıkıntılarının Giderilmesinde Türkiye’nin İmkân ve Sınırları,”
Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi 6, 1 (2019): 137.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
37
vermesi halinde, Filistin ekonomisinin yıllık yaklaşık 3,4 milyar dolarlık bir
olanağa kavuşabileceğini belirtmektedir.25
Filistin ekonomisi için umut vadeden ve fırsat olarak değerlendirilebilecek
bir diğer alan ise ülke ekonomisine de büyük katkı sağlayan turizm
potansiyelidir. Filistin toprakları, dünyanın en büyük turistik cazibe
merkezlerine ev sahipliği yapmaktadır. Ölüdeniz ve çevresindeki manzara,
Gazze'deki Akdeniz kıyıları ve çok sayıda dini ve tarihi alan, dünya
standartlarında bir turizm donanımını temsil etmektedir. Müslümanlar,
Hıristiyanlar ve Yahudiler için dünyadaki en önemli dini mekânlardan
bazıları Filistin topraklarında bulunmaktadır. Özellikle Ölüdeniz çevresinde
erişim ve yatırım konusundaki önemli kısıtlamaların düzelmesi halinde,
İsrail’e eşdeğer bir Ölüdeniz otel endüstrisi yaratabileceği ve yılda yaklaşık
126 milyon dolar gelir elde edilebileceği tahmin edilmektedir.26
Bunun yanında, her ne kadar işlem hacmi ve enstrüman çeşitliliği
bakımından yeterliliğe sahip değilse de yüksek getiri potansiyeline sahip ama
henüz değerlenmemiş hisselere sahip olan ve yatırımcılar için vergi ve diğer
yükümlülükler bağlamında kısıtlamalar içermeyen bir kurumsal çerçeveye
sahip Filistin Borsası da ülkenin ekonomik potansiyel vadeden alanlarından
bir diğeri olarak karşımıza çıkmaktadır. 27
Komşu Arap ve diğer dünya ülkelerinde mülteci konumunda yaşayan
Filistinlilerin oluşturduğu yoğun lobi faaliyetlerinin de etkisiyle ortaya çıkan
uluslararası destek ve bunun neticesinde uluslararası toplumun sağladığı dış
yardımlar da ekonomik avantajlar kısmında sayılabilecek hususlardan
birisidir. Zira Filistinlilere yapılan uluslararası yardım, dünyadaki kişi başına
en yüksek yardım harcamalarından birisine karşılık gelmektedir. Ancak
İsrail’in bahse konu yardımları dilediği şekilde yönlendirmesi yüzünden
çoğu kez yardımların İsrail şirketlerine ve hükümetine ödenmesiyle
sonuçlanan yardım projelerinin ne kadar yararlı olduğu hususu
tartışmalıdır.28
Tüm bu olumlu ve ekonomik açıdan fırsat olarak değerlendirilebilecek
hususların yanı sıra, Filistin ekonomisi pek çok ekonomik tehdit ile de başa
çıkmak zorundadır. Filistin ekonomisi için ilk ve belki de en önemli tehdit
25 “Palestinians Access to Area C Key to Economic Recovery and Sustainable Growth,” The World
Bank, https://www.worldbank.org/en/news/press-release/2013/10/07/palestinians-access-area-ceconomic-recovery-sustainable-growth, erişim: 22.10.2019.
26 Niksic, Eddin ve Cali, Area C, 30-32.
27 Emre Saygın, “Filistin’de Kalkınmanın Ekonomi Politiği: Parçalanmış Siyasal, Sosyal ve
Ekonomik Kurumlar,” Filistin Araştırmaları Dergisi 3 (2018): 35
28 Shir Hever, “How Much International Aid to Palestinians Ends up in the Israeli Economy?” Aid
Watch, Ramallah (2015): 1-3.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
38
unsuru, ülke ekonomisini İsrail ekonomisine bağımlı kılma yolunda büyük
bir motivasyonu ifade eden Siyonizm’in bir sonucu olan ve Paris
Protokolü’nden sonra etkisini önemli ölçüde arttıran, baskısı tüm alana
yayılan İsrail ablukasından bahsetmek gerekir. Birçok yönden keyfi bir tutum
arz eden ve mal giriş ve çıkışlarının engellenmesi, üretken sektörlerin
ekonomik faaliyetlerine ilişkin kısıtlamalar getirilmesi, İsrail’e kaynak
transferi sağlanması, ekonomik hedeflerin tahrip edilmesi, doğal kaynak
temininin yasaklanması gibi hususları ihtiva eden bahse konu abluka
uygulaması, Filistin ekonomisinde gelir adaletsizliğinin, işsizliğin ve geniş
kesimlere yayılmamış yoksulluğun temel bir nedeni haline gelmiş
durumdadır. 29
Bunların yanısıra, doğal kaynak kullanımı ile ilgili kısıtlamalar ve su
kaynaklarının eksikliği nedeniyle meydana gelen paylaşım sorunları da
Filistin ekonomisi için tehdit oluşturan alanlar olarak gözükmektedir. Diğer
yandan, Filistin’in kurumsal bir devlet yapılanması kurma istek ve arzusuna
rağmen Gazze/Batı Şeria ve Hamas/Fetih bölünmüşlükleri, bu iki ekonomik
bölgenin farklılıklar arz eden yapıları, ülkenin ulusal bir para biriminin
olmamasının ortaya çıkardığı mali bağımsızlık sorunları, nitelikli işgücü
eksikliği, özellikle ihracata yönelik sektörlerde gözlemlenen rekabeti ve
piyasayı bozucu eğilimler ve kayıt dışı ekonomik faaliyetler, ölçek
ekonomisinden faydalanılamaması, finansal ve finansal olmayan alanlarda
yatırım ortamının yatırımcılar için kapsayıcı ve cezbedici düzeyde olmaması
ve sektörel dengesizlikler gibi sorunlar Filistin ekonomisinde öne çıkan temel
handikaplar ve yönetişim30 eksiklikleri olarak görülebilir.31
Ortaya konulan tüm bu hususlar bir sonraki bölümde açıklanacak yol
haritasının temel yapı taşlarını oluşturması bakımından ehemmiyet arz
etmektedir.
29 Farsakh, “Political Economy,” 1; Fatma Tunç Yaşar, Sevinç Alkan Özcan ve Zahide Tuba Kor,
Siyonizm Düşünden İşgal Gerçeğine Filistin (İstanbul: İHH Kitap, 2011), 18-20
30 Bir ekonomide iyi yönetişim, diğer bir ifade ile yüksek kurumsal kalite düzeyi için şeffaflık,
hesap verebilirlik, katılımcılık, cevap verebilirlik, hukukun üstünlüğü, etkinlik, eşitlik ve stratejik
vizyon gibi hususları içeren süreçlerin kapsayıcı bir şekilde tesis edilmesi gerekmektedir. Detaylı
bilgi için bkz. Better Governance for Development in the Middle East and North Africa-Enhancing
Inclusiveness and Accountability, (Washington DC: The World Bank, 2003).
31 Occupied Palestinian Territory, 24, 26, 39, 73, 82; Yaşar, Özcan ve Kor, Siyonizm Düşünden İşgal
Gerçeğine Filistin, 17-20; Erdem Denk, “Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in İşgal Altındaki
Filistin Topraklarında İnşa Etmekte Olduğu Duvar Konusundaki Kararı,” Uluslararası İlişkiler 1,
Sayı 3 (2004): 165.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
39
3. Filistin’de Açmazlardan Çıkış İçin Ekonomik Politik Bir Perspektif
Mevcut literatürdeki çalışmaların ortaya koyduğu üzere; mülteciler,
yerleşimciler ve Kudüs’ün statüsü olmak üzere üç temel parametre etrafında
şekillenen Filistin/İsrail Sorunu, İsrail’in devam eden işgalci ve ablukayı
genişletici tutumu nedeniyle Filistinli Araplar açısından katlanılması zor
maliyetlere yol açan, her geçen gün mücadele edilmesi gereken yeni sorun
alanları üreten ve ulusal, bölgesel ve küresel güç aktörlerini ilgilendiren kritik
önemde bir mesele olarak karşımızda durmaktadır. Meselenin bütün
unsurları ile çözümünden ziyade öncelikli olarak temel insani ihtiyaçlara
erişim hususunda önemli kısıtları bulunan Filistinlilerin yaşam koşullarının
iyileştirmesi hususu sorunlar silsilesi içinde öncelik arz etmekte; bölgede
süregelmekte olan aşırılıkların bertaraf edilmesi hayati bir öneme sahip
bulunmaktadır.32
Buna karşılık, bahse konu meselenin özellikle ekonomik veçhesine dair
incelemelerde, İsrail ile Filistin arasında gümrük birliği modeline dayanan, İsrail
ve Filistin ekonomilerinin entegrasyonuyla ilgili somut bir çerçeve oluşturma
amacındaki Paris Protokolü ön plana çıkmaktadır. Bunun yanısıra,
çoğunlukla sorunun uzun vadeli çözümüne dair son derece önemli olsalar da
İsrail’in süregelen politikaları nedeniyle çoğunun gerçekleşmesi özellikle kısa
vadede pek de mümkün gözükmeyen bazı yol haritalarının da ortaya
konduğu görülmektedir. Bir kısım çalışmalarda, toprak bütünlüğü ve devlet
yapılanmasına sahip olmayan Filistin’de; hukuk, güvenlik, sosyal adalet,
mülkiyet, şeffaflık, insan hakları, özgürlük gibi kavramları da içeren siyasal,
sosyal ve ekonomik kurumların henüz tesis edilemediği, küçük yatırımcının
korunmasına dair mekanizmaların önemli eksiklikler içerdiği ve tasarruf
açığı, sermaye birikimi eksikliği, düşük teknolojik düzeyi, niteliksiz beşerî
sermaye gibi makro ekonomik sorunların bulunduğu ortaya konmaktadır.
Buna karşılık Filistin’de toprak bütünlüğünün sağlanması ve kurumsal
özellikleri tam anlamıyla yerleşmiş bir devlet yapılanmasının teşekkül etmesi
ile başlayacak sürecin akabinde tesis edilecek katılımcı yönetim anlayışıyla
birlikte, bütün ekonomik aktörleri ve mülkiyet haklarını güvenceye alacak ve
özgür bir ortamda karar vermelerini sağlayacak sosyal ve ekonomik
kurumların oluşturulması halinde, ülkenin işbu sorunlar silsilesinden
kurtulabileceğine dair değerlendirmeler yer almaktadır.33
32 Balcı, ”İsrail Sorunu,” 101.
33 Harun Öztürkler, “Filistin Ekonomisinin Genel Özellikleri,” Ortadoğu Analiz, 5, no.49 (2013):
64-67; Saygın, “Filistin’de Kalkınmanın Ekonomi Politiği: Parçalanmış Siyasal, Sosyal ve
Ekonomik Kurumlar,” 36-38; Oren Gross, “Mending Walls: The Economic Aspects of IsraeliPalestinian Peace.” American University International Law Review 15, 6 (2000): 1541-43
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
40
Esasen ifade edilen uzun vadeli projeksiyon Filistin’de ekonomik ve
siyasal ablukanın sonlandırılması yönünde son derece önemli tespitler ve
çözüm önerileri içermektedir. Ancak bu çalışmada; tüm bu uzun soluklu ve
çoğu kez son derece sorunlu alanlar barındıran çözümler silsilesinin belki de
başlangıç noktasını teşkil edecek ve tüm bu çözümleri gerçekleştirmek için
gereken ekonomik imkânları yaratacak, kısa vadede Filistin halkının temel
ekonomik, siyasi ve sosyal haklara erişimini temin ederek öncelikle ekonomik
açmazdan çıkılmasına imkân verecek ekonomik faaliyetlerin belirlenmesi,
buna yönelik bir yol haritasının temel çerçevesinin ortaya konulması
hedeflenmektedir. Böylece İsrail ablukasının öncelikle gevşetilmesi ve
akabinde kaldırılması, son tahlilde ise ülkenin toprak bütünlüğünü temin
eden bir devlet yapılanmasının sağlanması önünde yatan engeller daha kolay
bir şekilde aşılabilecektir.
Asimetrik güçlerin arasındaki Filistin/İsrail sorunu gibi anlaşmazlıklarda,
adalete dayalı bir barışa ulaşmanın son derece zor olduğu ortadadır. Zira
bölgenin güçlü devletlerinden İsrail’in, ekonomik dönüşüm ve küresel
ekonomiye eklemlenme için liberalleşme ve özelleştirme uygulamalarına
önem verdiği bir süreçte olduğu ve bu nedenle büyük kaynaklara ihtiyaç
duyduğu bilinmektedir. Bunun yanısıra İsrail, Filistin’in toprak ve su
kaynaklarını işgal etme, Filistinli işçileri kendi işgücü piyasasının en alt
tabakası haline getirme, Filistin ticaretini İsrail üzerinden olacak şekilde
yeniden tasarlama ve Filistinli mülteci sorununu bertaraf etmeye yönelik
stratejilerini de devamlı şekilde uygulamaktadır. Diğer yandan, Filistin’de yer
alan önemli aktörlerin (FKÖ ve Hamas) geçirdiği değişimler ile küresel
hegemonik güçler tarafından bölge için alınan kararlar ve uygulanan
politikalarda, dini inançların (Evanjelizm, Siyonizm, Hristiyan Siyonizmi)34
ve bunlarla bağlantılı olarak Filistin topraklarında Kudüs, El-Halil ve benzeri
kutsal yerlerin Yahudilerin kontrolü altında olmasına yönelik bir iradenin de
etkisinin bulunduğu aşikârdır.35
İsrail’in büyük sert gücüne (zorlama kabiliyeti) ve ABD imkânları ile
genişleyen ve pek çok Arap ülkesini etkisi altına almaya başlayan yumuşak
gücüne karşılık, abluka altındaki Filistin için potansiyel vadeden bir sert
34 ABD siyasetinde dinin rolü ve bunun Filistin politikalarına etkisinin değerlendirildiği bir
çalışma için bkz. Ayşe Tekdal Fildiş, “New Role for Religion in American Politics: How the
Evangelical Church is Shaping the Middle-Eastern Politics in Particular in the Israeli Palestinian
Conflict.” Siyasal: Journal of Political Science 27, 2 (2018): 149-61.
35 Naqib, “Economic Relations.”
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
41
güçten36 (yoğunlukla askeri güç kastedilmekte) bahsetmek mümkün değildir.
Keza kültür, değerler, politikalar, davranış spektrumu, gündem yaratma,
yanına çekme ve cazibe gibi değerleri ifade eden yumuşak güç potansiyelinin
de yüksek olduğu söylenemez. Dolayısıyla Filistin için umut vaden tek yolun;
bir ülkenin refahı, güveliği için kullanılan bütün kaynakların toplam
kapasitesi ve bunun maksatlar için ürettiği değerlerin meydana getirdiği
toplam hâsıla değerini ifade eden ekonomik güce yoğunlaşması olduğunu
ifade etmek gerekir. Zira ekonomik güç, sert ve yumuşak gücün oluşabilmesi
için toprak bütünlüğüne sahip olmayan ve devlet yapılanması henüz tam
teşkilatlanamamış bir ülke konumunda bulunan Filistin için kilit
konumundadır. Diğer yandan, ekonomik gücün tahkim ve konsolide
edilmesi halinde Filistin halkının refahı, barışı ve güvenliği anlamında büyük
bir yol kat edilmesi potansiyeli de bulunmaktadır.37
Bir diğer nokta ise Oslo süreciyle başlayan Filistin-İsrail barış
görüşmelerinin ekonomik açıdan birçok sorun meydana getirdiğini gören
Filistinlilerin bir bütün olarak yeni bir yol haritası çizmek yönündeki kararlı
tutumlarıdır. Filistin yönetiminin, Oslo Anlaşmalarına göre Batı Şeria'yı üç
bölgeye ayıran ve çoğunluğunu İsrail’in kontrolüne tahsis eden kararı iptal
ettirmeye yönelik girişimlerde bulunduğu bilinmektedir.38
Bu değerlendirmeler ışığında; Filistin’in kendi kendini idare hakkına sahip
ve kurumsal inşasını tamamlamış bir devlet olma mücadelesine de katkı
sağlamak için, ülkenin potansiyel vadeden alanları ön plana çıkaran ve
Filistin’in içinde bulunduğu çeşitli bağımlılıklar nedeniyle –zorunlu olarak–
İsrail ve diğer bölge ülkeleri ile iş birliğine dayanan bir yol haritası ve politika
seti ortaya konulması gereği ortaya çıkmaktadır.
Filistin’in bölgesel bütünleşme çabalarının merkezinde bulunması
gerektiği düşünülen, ekonomik gücün temerküzü anlamında özel bir önem
atfedilen, ancak ekonomi içerisinde esasen son derece düşük bir paya
(yaklaşık %3) sahip olan tarım sektörü ön plana çıkmaktadır. İsrail pazarının
büyüklüğü ve coğrafi yakınlığı, tarımsal ihracatını Ortadoğu ve Avrupa
36 Yumuşak güç, bir uluslararası aktörün ekonomik ve askeri olanaklarını kullanarak başka bir
aktör veya aktörlerin davranışları üzerinde değişiklik yapabilme veya nüfuz sağlayabilme
becerisi olarak tanımlanmaktadır.
37 Bayraktar, “Barış Çalışmaları ,” 251-59; Tuba Çavuş, “Dış Politikada Yumuşak Güç Kavramı ve
Türkiye’nin Yumuşak Güç Kullanımı,” Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve İdari
Bilimler Fakültesi Dergisi 2, 2 (2012): 24-26. Sait Yılmaz, Güç ve Politika İstanbul: Alfa Yayınları,
2008), 47, 52, 57.
38 “Palestinian Authority Decides to End Division of West Bank Into Areas Set by Oslo Accords,”
Haaretz, https://www.haaretz.com/middle-east-news/palestinians/.premium-pa-decides-to-enddivision-of-west-bank-into-areas-set-by-oslo-accords-1.7772503, erişim: 25.11.2019.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
42
pazarlarına yayma ve kendi ekonomisi ile Arap ülkelerinin ekonomisi
arasında uygulanabilir ve verimli bir ticaret faaliyeti oluşturma potansiyelini
taşıması nedeniyle Filistin’in tarım sektörüne özel önem atfedilmesi
gerekmektedir. Gerçi fiziksel ve kurumsal altyapı sorunları, mal ve işçilik
üzerindeki hareketlilik kısıtlamaları, tarımsal arazilerin işgal altında
bulunması ve ne bir havaalanının ne de bir limanın bu amaçlara yönelik
olarak kısıtlamasız kullanılamıyor olması, Filistin’in bölgesel ticaret
faaliyetlerinin önünde büyük engellerdir. Ancak İsrail ile damla sulama,
gübreleme ve filtreleme sistemleri gibi modern teknolojilerin transferine ve
ayrıca modern depolama, paketleme ve pazarlama yöntemlerine yönelik
işbirlikleri, her iki taraf için de yararlı olabilir. Fiziksel, yasal, kurumsal ve
ekonomik politika çerçevelerinde önemli iyileştirmeler yapılarak tarım
sektörünün yeniden canlandırılması sayesinde bu sektörün verimli bir
şekilde istihdam sağlama kabiliyeti yükselecek, bu da Filistin’de işsizliğin
azaltılması ile ekonomik faaliyetlerin canlanması noktasında son derece
olumlu sonuçların elde edilmesine imkân verecektir.39
Ülkenin ekonomik gücünün konsolidasyonu anlamında önem atfedilen
bir diğer alanı da ülke ekonomisinin yaklaşık %65’lik kısmını oluşturan
hizmetler sektörü içinde önemli bir yeri bulunan turizm hizmetleri olması
gerekir. Zira bölgede barışın tesis edilmesi ve huzurun inşasının kısa vadede
etkileyeceği ilk alanın turizm hizmetleri olması muhtemel gözükmektedir.
Ancak bölgenin dinî ve kültürel cazibe merkezlerinin potansiyelini tam
olarak ortaya çıkarmak için başta İsrail olmak üzere komşu ülkeler ile
koordinasyon için ciddi bir çaba gösterilmesi gerektirdiği de ortadadır. Bu
bağlamda İsrail’in Ölüdeniz turizm yatırımlarından önemli bir tecrübe
edinilebilecek, böyle bir işbirliği her iki ülkenin de turizm gelirlerinin
artmasını sağlayacaktır. Filistin şehirlerinde gezilip görülmesi gereken tarihi
alanları restore edip tanıtmak ve potansiyel turistik gruplarının
konaklamalarına yönelik tesisler inşa etmek, bu sektörün geliştirilmesi için
önem arz eden tedbirlerdir.
Bir diğer önemli husus da yeterli derinliğe sahip bulunmaması nedeniyle
hâlihazırda reel sektöre istenen düzeyde katkı sağlayamayan, ancak
hizmetler sektörü içerisinde önemli bir yere sahip olması itibariyle potansiyel
taşıyan Filistin finans ve bankacılık sisteminin güçlendirilmesin
gerekliliğidir.40
39 Niksic, Eddin ve Cali, Area C, 56-58; Naqib, “Economic Relations”; Beyond Aid, 3-4.
40 Naqib, “Economic Relations”; Saygın, “Filistin’de Kalkınmanın Ekonomi Politiği,” 35; Niksic,
Eddin ve Cali, Area C, 38
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
43
Başka bir mühim alan da daha çok uzun vadeli yatırımlar ve çözümlere bu
nedenle de büyük oranda yerli ve/veya yabancı sermayeye ihtiyaç duyan
sanayi sektörüdür. Ekonominin temel sektörlerinden birisi olan sanayi,
hammaddelerin kullanılabilir ürünlere dönüştürülmesini ifade etmektedir.
Sanayi sektörü içinde yer alan imalat sanayi, gerek üretim gerekse de
istihdam anlamında ekonomide en büyük paya sahip alt sektör olarak öne
çıkmaktadır. Diğer ülkelerde olduğu gibi Filistin’de de tüketim, ara ve yatırım
malları imalatına yönelik endüstriyel teknolojik yenilik ve modernizasyonun
desteklenmesi ve pazarlara erişimin kolaylaştırılması için piyasa
düzenlemelerinin güçlendirilmesi yoluyla ekonomik çeşitliliğin arttırılması,
temel gayelerden birisi olmalıdır. Bu bağlamda, diğer alanlarda olduğu gibi
bu alanda da İsrail ile ortak girişimler her iki taraf için de yararlı olabilir; her
iki ülkede de üretim faktörleri birbirini tamamlayabilir ve ürünler için çeşitli
pazarlara erişilebilmesi bakımından hayli büyük bir potansiyel ortaya
çıkabilir. Filistin endüstrisinin en büyük katma değer yaratan alanlarından
olan taş madenciliği ve taş ocakçılığı sektörlerinin yanı sıra, Filistin’le benzer
kültüre sahip Arap ve Müslüman ülkelere yapılacak ihracatı arttıracak ve
işgücü maliyetlerini önemli ölçüde azaltacak tekstil ve hazır giyim alt sektörü
de büyük potansiyel vaat etmektedir. Bunun yanı sıra, gıda işleme, zeytin
paketleme, tütün ve süt fabrikaları gibi tarım bazlı sektörler ile grafik ve
Arapça hat sanatı yazılımları üreten bilgisayar endüstrisi gibi alt sektörler de
Filistin sanayi sektörünün umut vadeden alanlarından diğerleridir.41
Bu noktada öncelikli olarak, dışa yönelimin hemen her ekonomide olduğu
gibi Filistin ekonomisi için de teknolojik transferleri teşvik ederek yatırım
fırsatlarını genişleteceği ve böylelikle rekabetçi baskıları güçlendirerek
ekonomik büyüme üzerinde katalizör görevi icra edeceğini söylemek uygun
olacaktır. İç siyasi bölünmeler ve zorlu bir iş ortamının yanısıra İsrail’in
ticaret, dolaşım ve kaynaklara erişim üzerindeki kısıtlamaları devam
ettirmesi yüzünden Filistin topraklarında sürdürülebilir bir ekonomik
iyileşme ile ekonomik gücün tahkim edilmesi, oldukça zor görünmektedir.
Dolayısıyla özellikle bölgesel entegrasyon Filistin ticaret sektörünün gelişimi
için önemli bir fırsat sağlayabilir ve Filistin ticaretinin ihtiyaç duyduğu özerk,
bağımsız ve egemen gümrük bölgesinin oluşturulmasına kritik bir destek
verebilir. Bu nedenlerle Filistin için temel ekonomi politik önceliklerin,
kurumsal altyapıyı inşa etmek ve güçlendirmek, Batı Şeria ve Gazze’yi
bölgesel ve küresel pazarlara açmak ve işsizlik ve dolayısıyla ortaya çıkan
41 Niksic, Eddin ve Cali, Area C, 21-23.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
44
yoksulluk sorununun çözümü için özel sektörün gelişmesini desteklemek
olduğunu söyleyebiliriz.42
Görece küçük bir ekonomi konumunda olan ve çeşitli açılardan
bağımlılıkları bulunan Filistin’in, Filistin/İsrail sorununun çözümü için elzem
olan ekonomik gücü temin etmek üzere teknoloji odaklı girişimcilik ve katma
değeri yüksek hizmetlere odaklanması, bilgi, beceri ve inovasyon
yatırımlarına önem vermesi, nitelikli insan kaynağına yatırım yapması,
çalışanlarının becerilerini geliştirmesi, iş dünyasının girişimciliğini teşvik
etmesi ve büyümeyi teşvik eden kapsayıcı bir işgücü piyasası destek sistemi
geliştirmesi gerektiği aşikârdır.43
Sonuç: Çözüme Dair Bir Yol
Filistin/İsrail Sorunu, siyasal, sosyal ve ekonomik açıdan birçok açmazlar
barındıran ve birbirleriyle bağlantılı son derece karmaşık sorunlar içeren bir
yapı arz etmektedir. Bu çalışmada, çoğunlukla sorunun ve çözümünün siyasi
yönüne vurgu yapan diğer çalışmalardan farklı olacak şekilde, sorunun
ekonomik veçhesine yoğunlaşılmış, çözüm için elzem olan ekonomik gücün
oluşmasına imkân sağlayabilecek ve çözüm sürecinin başlangıç noktasını
teşkil edebilecek tedbirlerin ekonomi-politik bir bakış ile sunulması
amaçlanmıştır.
Bu tarihi meselenin günümüzde uluslararası hukuku ihlal eden en önemli
kısmını, İsrail tarafından silahlı çatışma bahanesiyle uygulanmakta olan ve
Filistin toplumunun uluslararası toplumla ilişkisini engellemeye yönelik
tedbirler içeren Gazze ablukası oluşturmaktadır. Her ne kadar abluka
“tarafsız devletlerle bağlantısının kesilmesi amacıyla düşman devletin liman
ve sahillerinin kuşatılmasını, tâbiiyetlerine bakılmaksızın tüm gemi ve
uçakların abluka hattına giriş ve çıkışlarının denetim altına alınmasını içeren
bir harp metodu” olarak tanımlanmaktaysa da Gazze ablukası uluslararası
nitelikte bir silahlı çatışma bulunmayan bir ortamda ve mezkûr sınırları çok
aşacak şekilde, Filistin’de günlük tüketim maddelerinin geçişini yasaklayarak
sivil halkı açlığa mahkûm edip hayatlarını idame ettirebilmek için gerek
duydukları temel maddelerden mahrum bırakmayı amaçlayan, orantısız ve
hukuken tartışmalı bir kuşatma politikasına çevrilmiş bulunmaktadır.44
42 “Peace to Prosperity: The Economic Plan: A New Vision for the Palestinian People,” The White
House, https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2019/06/MEP-narrativedocument.FINAL.pdf, erişim: 30.09.2019; Exporting Labor or Goods? Long-Term Implications for
the Palestinian Economy.” ERF Working Paper 0131 (2002).
43 Occupied Palestinian Territory, 17.
44 Ahmet Hamdi Topal, “İsrail’in Gazze Ablukası ve Mavi Marmara Saldırısı,” Public and Private
International Law Bulletin 32, 1 (2012): 109-10.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
45
Üzerinden geçen uzun yıllar dolayısıyla tüm veri şartların değişmesi
nedeniyle sürdürülmesi imkânsız hale gelen Paris Antlaşması çerçevesinde
yürütülen ve Filistinlileri sadece siyasi özgürlükten mahrum etmekle
kalmayıp Filistin ekonomisini İsrail ekonomisine bağımlı hale getiren mevcut
ekonomik ilişkiler, abluka gerekçesiyle geliştirilmekte olan İsrail politikalarını
destekleyen ve pekiştiren hususlar olarak ön plana çıkmaktadır.
Her ne kadar yakın gelecekte İsrail’in bu durumun bertarafına yönelik
müspet bir tutum ortaya konması beklenmemekteyse de sivil halkı
cezalandırmayı amaçlayan işbu keyfi ablukadan çıkış için ekonomik güç,
Filistin/İsrail meselesinin çözümü bakımından önemli bir anahtar olarak ön
plana çıkmaktadır. Kaldı ki, Filistin’in ekonomik bakımdan güçlenmesi
sadece bu sorunun çözümü için değil belki de bölgenin diğer kronik
sorunlarının çözümü için de önemli bir adım olacaktır.
Bu bağlamda, üretim, ihracat, ithalat ve gümrük politikası açısından
kendisi için uygun olanı seçme bağlamında Filistin ekonomisini İsrail’e
bağımlılıktan kurtaracak, karşılıklı işbirliğine ve gelişime açık olsa da
ekonomik anlamda ülkeye özgürlük tanıyacak kurumsal düzenlemelerde
bulunulmasının gerekliliği ve aciliyeti ortadadır. Buna göre, önemli
potansiyeller vadeden tarım ve turizm sektörleri başta olmak üzere imalat
sanayi ve enerji alt sektörlerine yatırım yapılmalı, İsrail ve Arap komşular ile
işbirliğini ve toplumsal geçişkenliği sağlamak üzere bölgelerarası geçişler
kolaylaştırılmalı, tarımsal üretim ve avcılık üzerindeki sınırlamalar
azaltılmalı, İsrail’in Filistinlilerden aldığı vergilerden Filistin ekonomisine
kaynak aktarılacak mekanizmalar tanımlanmalı, bölgesel ticaret için elzem
olan gerekli kurumsal ve düzenleyici koşullar ıslah edilmelidir. Bu hususların
Filistin’in siyasi alandaki çözümü kendi tezlerine de uyumlu bir şekilde
sürdürebilmesi ve nihayete erdirebilmesi bakımından önemli rol
oynayabileceği değerlendirilmektedir.
Ancak çatışmanın tarafları arasında belirli şartlar altında bir uzlaşıya
varılsa dahi bu çok yönlü karmaşık sorunun çözümünün kısa vadede tam
olarak ve her yönüyle sağlanamayacağı, hâlihazırda problemli alanların ise
anlaşma sağlandıktan sonra yeni anlaşmazlıkların konusu olabileceği
unutulmamalıdır.45
45 Esra Elmas, “Teorik ve Pratik bir Alan Olarak Çatışma Çözümü.” Güncel Hukuk 148 (2016): 46-
48.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
46
Kaynakça
Arı, Tayyar. Geçmişten Günümüze Orta Doğu, Siyaset, Savaş ve Diplomasi, 5. Baskı. Bursa:
MKM Yayıncılık, 2012.
Arnon, Arie ve Daniel Gottlieb. “An Economic Analysis of the Palestinian Economy:
The West Bank and Gaza, 1968-1991.” Research Department, Bank of Israel (1993): 1-
52.
Astrup, Claus ve Sébastien Dessus. “Exporting Labor or Goods? Long-Term
Implications for the Palestinian Economy.” ERF Working Paper 0131 (2002).
Ateş, Davut. “Gazze ve Soykırım Tartışması.” Uluslararası İnsan Bilimleri Dergisi 1
(2011): 610-634.
Balcı, Ali. “İsrail Sorunu: Ortadoğu’nun Gordion Düğümü.” Dünya Çatışmaları:
Çatışma Bölgeleri ve Konuları, ed. Kemal İnat, Burhanettin Duran, Muhittin Ataman,
99-163. İstanbul: Nobel, 2010.
“Balfour Deklarasyonu.” https://avalon.law.yale.edu/20th_century/balfour.asp.
Balpınar, Zafer. “Askeri Güç Çarpanı Olarak Yahudi Yerleşim Yerleri.” Güvenlik
Stratejileri 20 (2014): 85-117.
Batuk, Cengiz ve Rabia Mert. “Çatışan Kutsalların Ortasındaki Şehir: Kudüs.”
Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi 17, 2 (2017): 129-49.
Bayraktar, Bora. “Barış Çalışmaları Perspektifinden İsrail-Filistin Sorunu.” Bilgesam,
http://www.bilgesam.org/Images/Dokumanlar/0-156-2014040731b_bayraktar.pdf,
erişim: 01.10.2019).
Better Governance for Development in the Middle East and North Africa-Enhancing
Inclusiveness and Accountability. Washington DC: The World Bank, 2003.
Beyond Aid: A Palestinian Private Sector Initiative for Investment, Growth and Employment.
Londra: The Portland Trust, 2013.
Boyle, Francis A. “The Creation of the State of Palestine.” EJIL 301(1990): 301-6.
Cankara, Yavuz ve Pınar Özden Cankara. “Batı Şeria Duvar İnşasının Filistin Halkına
Ekonomik, Siyasal ve Kültürel Etkileri.” Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi
1, 1 (2012): 1239-50.
Çavuş, Tuba. “Dış Politikada Yumuşak Güç Kavramı ve Türkiye’nin Yumuşak Güç
Kullanımı.” Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Dergisi 2, 2 (2012): 23-37.
Dalar, Mehmet. “Gazze Sorunu: İsrail Ablukası, Uluslararası Hukuk, Palmer Raporu
ve Türkiye’nin Yaklaşımı.” ORSAM Rapor 71 (2011): 5-21.
Demirhan, Habip ve Mehmet Dağ. “Filistin Ekonomik Yapısı ve Vergi Sistemi Üzerine
Bir Değerlendirme.” International Journal of Academic Value Studies 16 (2017): 419-28.
Denk, Erdem. “Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail’in İşgal Altındaki Filistin
Topraklarında İnşa Etmekte Olduğu Duvar Konusundaki Kararı.” Uluslararası
İlişkiler 1, 3 (2004): 151-73.
Deveci, Can. İsrail Filistin Meselesi. Kayseri: ERUSAM, 2015.
Ediz, İsmail. “Birinci Dünya Savaşı Sonrasında Filistin’de Toplum ve Siyaset 1919-
1922.” Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi 2 (2015): 141-76.
FAD-Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020)
47
Elmas, Esra. “Teorik ve Pratik bir Alan Olarak Çatışma Çözümü.” Güncel Hukuk 148
(2016): 46-48.
Erdemir, Halil. “İsrail Devleti’nin İlanından Önce David Ben-Gurion’un Filistin’i
Yahudileştirme Politikası.” Akademik Bakış 8 (2011): 175-94.
Ertem, Helin Sarı. “Filistin’in Sosyo-Ekonomik Sıkıntılarının Giderilmesinde
Türkiye’nin İmkân ve Sınırları.” Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi 6, 1 (2019):
133-68.
Farsakh, Leila. “The Political Economy of Israeli Occupation: What is Colonial about
It?” Electronic Journal of Middle Eastern Studies 8 (2008): 1-14.
Fildiş, Ayşe Tekdal. “New Role for Religion in American Politics: How the Evangelical
Church is Shaping the Middle-Eastern Politics in Particular in the Israeli
Palestinian Conflict.” Siyasal: Journal of Political Science 27, 2 (2018): 149-161.
Gross, Oren. “Mending Walls: The Economic Aspects of Israeli-Palestinian Peace.”
American University International Law Review 15, 6 (2000): 1539-1626.
Gudeleviciüte, Vita. “Does the Principle of Self-Determination Prevail over the
Principle of Territorial Integrity?” International Journal of Baltic Law 2 (2005): 48-74.
Hall, John ve Udo Ludwig. “Gunnar Myrdal and the Persistance of Germany’s
Regional Inequality.” Journal of Economic Issues 2 (2009): 345-52.
Hever, Shir. “How Much International Aid to Palestinians Ends up in the Israeli
Economy?” Aid Watch, Ramallah (2015): 1-15
Kanafani, Nu’man ve Sahar Tghdisi-Rad. “Economic and Trade Policy–making under
Occupation in the Palestinian Territory.” Economic and Trade Policies in the Arab
World: Employment, Poverty Reduction and Integration, ed. Mahmoud A.T. Elkhafif,
Sahar Taghdisi-Rad ve Mutasim Elagraa. Londra: Routledge, 2012.
Karaalp, Hacer Simay ve Fuat Erdal. “Sanayileşmenin Bölgesel Yığılması ve Komşu
İllerin Büyümesi Gelir Farklılıklarını Artırır mı? Türkiye İçin Bir Beta Yakınsama
Analizi.” Ege Akademik Bakış 4 (2012): 475-86
Karagöl, Erdal Tanas. “Abluka Altında Bir Ekonomi: Filistin Ekonomisi.” SETA
Perspektif 59 (2014): 1-5.
Karaköse, Hasan. “Filistin ve Kudüs Meselesine Genel Bir Bakış (XIX. Yüzyılın
Ortasından XX. Yüzyıl Ortalarına Kadar).” Ahi Evran Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Dergisi 2 (2018): 150-65.
Kasalak, Kadir. “İngilizlerin Filistin Politikası ve Filistin Mandası.” Süleyman Demirel
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi 25 (2016): 65-78.
Metzer, Jacob. The Divided Economy of Mandatory Palestine. Cambridge: Cambridge
University Press, 1998.
Naqib, Fadle M. “Economic Relations between Palestine and Israel during the
Occupation Era and the Period of Limited Self-Rule.” University of Waterloo Canada
Working Paper, 2015.
Niksic, Orhan, Nur Nasser Eddin ve Massimiliano Cali. Area C and the Future of the
Palestinian Economy, Washington DC: The World Bank, 2014.
Nye, Joseph S. Jr. Dünya Siyasetinde Başarının Yolu Yumuşak Güç, Ankara, Elips Kitap,
2005.
Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir Yol:
Ekonomi Politik Perspektif
48
Oruç, Haydar. “Sekülerlikten Radikalleşmeye: İsrail’in Kurucu Felsefesinde
Konstrüktivist Dönüşüm.” Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi 1 (2017): 156-86.
Owen, Roger ve Şevket Pamuk. 20. Yüzyılda Ortadoğu Ekonomileri Tarihi İstanbul:
Sabancı Üniversitesi Yayınları, 2002.
Öke, Mim Kemal. Siyonizm ve Filistin Sorunu (1880-1923). İstanbul: Kırmızı Kedi, 2011.
Özkoç, Özge. “Savaş ve Barış: Doksanlı Yıllarda Filistin-İsrail Sorunu.” Ankara
Üniversitesi SBF Dergisi 64, 3 (2009): 168-95.
Öztürkler, Harun. “Filistin Ekonomisinin Genel Özellikleri.” Ortadoğu Analiz 5, 49
(2013): 62-68.
“Palestinian Authority Decides to End Division of West Bank into Areas Set by Oslo
Accords.” Haaretz, https://www.haaretz.com/middle-eastnews/palestinians/.premium-pa-decides-to-end-division-of-west-bank-into-areasset-by-oslo-accords-1.7772503, erişim: 25.11.2019.
“Peace to Prosperity: The Economic Plan: A New Vision for the Palestinian People.”
The White House, https://www.whitehouse.gov/wpcontent/uploads/2019/06/MEP-narrative-document.FINAL.pdf, erişim: 30.09.2019.
Saygın, Emre. “Filistin’de Kalkınmanın Ekonomi Politiği: Parçalanmış Siyasal, Sosyal
ve Ekonomik Kurumlar.” Filistin Araştırmaları Dergisi 3 (2018): 20-43.
“Palestinians’ Access to Area C Key to Economic Recovery and Sustainable Growth.”
The World Bank, https://www.worldbank.org/en/news/pressrelease/2013/10/07/palestinians-access-area-c-economic-recovery-sustainablegrowth, erişim: 22.10.2019.
The Occupied Palestinian Territory: An Employment Diagnostic Study. Beyrut:
International Labour Organization., 2018.
The Palestinian Economy: Macroeconomic and Trade Policymaking under Occupation. New
York: United Nations Conference on Trade and Development, 2012.
Tilovska-Kechedji, Elena. “Israeli-Palestinian Relations: Waging for Peace or Lost
Desperately.” International E-Journal of Advances in Social Sciences 4, 10 (2018): 120-
129.
Topal, Ahmet Hamdi. “İsrail’in Gazze Ablukası ve Mavi Marmara Saldırısı.” Public
and Private International Law Bulletin 32, 1 (2012): 103-54.
Turhan, Turgut. “Uluslararası İnsancıl Hukuk ve İsrail’in Gazze Harekâtı.” İÜ Siyasal
Bilgiler Fakültesi Dergisi 41 (2009): 161-81.
Uzer, Umut. “Kudüs Şehrinin Filistin, İsrail ve Birleşmiş Milletler Açısından Siyasi
Önemi.” Filistin Araştırmaları Dergisi 2 (2017): 134-57.
Yaşar, Fatma Tunç, Sevinç Alkan Özcan ve Zahide Tuba Kor. Siyonizm Düşünden İşgal
Gerçeğine Filistin. İstanbul: İHH Kitap, 2011.
Yılmaz, Sait. Güç ve Politika. İstanbul: Alfa Yayınları, 2008.
Yazar / Author: ORCID ID
Tahsin YAMAK 0000-0001-8831-7448
Bu makaleye atıf için: Tahsin Yamak, “Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için
Bir Yol: Ekonomi Politik Perspektif,” Filistin Araştırmaları Dergisi 7 (Yaz 2020): 25-48.
To cite this article: Tahsin Yamak, Filistin/İsrail Meselesinde Açmazlardan Çıkış için Bir
Yol: Ekonomi Politik Perspektif, Bulletin of Palestine Studies 7 (Summer 2020): 25-48.
Makale Türü / Type of Article: Araştırma Makalesi / Research Article
Yayın Geliş Tarihi / Submission Date: 09.12.2019
Yayına Kabul Tarihi /Acceptance Date: 15.04.2020
Yayın Tarihi / Date Published: 30.06.2020
http://www.filistin.org/tr/download/article-file/1180235
Diğer Filistin Kütüphanesi
-
Modern Filistin Tarihi
15 Mayıs 2025, 06:23 -
Modern Ortadoğu Tarihi
15 Mayıs 2025, 06:22 -
Araplar Bir Halkın Tarihi
15 Mayıs 2025, 06:19 -
Arapların Gözüyle Haçlı Seferleri
15 Mayıs 2025, 06:19 -
Mescid-i Aksa Rehberi
15 Mayıs 2025, 06:18 -
Tarih Boyunca Mescidi Aksa ve Yahudiler
15 Mayıs 2025, 06:17 -
Tanrı Şehri Kudüs
15 Mayıs 2025, 06:15 -
Kudüs
15 Mayıs 2025, 06:14 -
Fotoğraflarla Osmanlı Döneminde Kudüs
15 Mayıs 2025, 06:12 -
Filistin Dramının Düşündürdükleri
15 Mayıs 2025, 06:12

